okumak etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
okumak etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

13 Aralık 2019 Cuma

Amelie Kafası/7

# Babam bizimle yine yeniden hamd olsun ! 80 yaşında kendisi.  Bi süreliğine bizimle yaşayacak. Kulakları ağır işittiği için ona söylediklerimi yüksek sesle duyurmam gerekiyor. Ama sesimi yükseltirken de rahatsız oluyorum çoğu zaman, sanki onu rencide edecekmişim gibi geliyor. Bi değişik... 

#Şehir kütüphanesine abone oldum. Hem spor olsun gider gelirim bi kaç haftada bir diye, hem de aradığım bazı kitapları bulurum diye. Buluyorum da... Kütüphaneler iyi ki varlar. 

#Geçen gün, büyüdüğüm kasabadaki Aysel teyzeyi aradım. Annemin kankasıydı bir zamanlar. Annemi kaybettikten sonra onun dostları daha bir kıymete bindi gözümde. Tek başına yaşıyor Aysel teyze. Romatizmaları azmış son dönem, onu anlattı. Oturduğu daire üçüncü kat. Odun sobası yakıyormuş halen. Eşi vefat etmeden önce, bi makara sistemi kurup odunu kömürü daha kolay daireye taşımayı akıl etmiş ama Aysel teyze binanın görüntüsü bozulur diye reddetmiş. Şimdi zar zor taşıyormuş. Bazen de iyi kalpli insanlar yardımcı oluyormuş. Yalnızlık ve gitgide  zorlaşan fiziksel koşullar... Yine güzel bi ihtiyarlık duası yaptırdı yüreğime. 

# Geçen gün üst katımdaki doktor komşumla (beyin cereahı) asansörde karşılaştık. Genelde hep koşuşturma içinde ve telaşlı olur. Göz kontağı bile kurmaz pek, vakti yok kadının haklı. Ama geçen gün beni gördüğünde sarılıp öptü. Şaşırdım. Bi şeylere susamış gibiydi. Ayak üstü lafladık. Belki de sıradan bir muhabbete susamıştı. 

# Blog dünyasını gezemiyorum pek ama aklım kalıyor aslında çoğunda. Kimler neler yapıyor nelerden bahsediyor. Ah vakit ah...

# Günler çıldırmış bir hızla akıyor resmen. Koşuşturmadan rutinlere bile yetişmek mümkün değil. Uzun yaz günlerini özlemek için erken mi ? 

# Farkındaysanız ne kadar ağır oturaklı şeyler yazdım, Amelie köşesine  hem de. Sanırım artık gerçekten olgun biri olmaya başladım şükürler olsun. Yani yaşım gibi hani kırklar filan... Neyse hadi inşaallah. 

#Kışın gelmesiyle birlikte kaloriferleri açtık. Kalorifer peteklerimizde bir hava boşluğu var sanırım. Belli aralıklarla tık  tık diye ses çıkarmaya başlıyor. O esnada gidip düğmesini hafifçe kımıldattığınızda ses kesiliyor. Önceleri sinir  oluyordum çünkü sürekli yerimden kalkmam gerekiyordu. Geçen gün aklıma hematoloji doktorumun dedikleri geldi. Kanımda pıhtılaşma eğilimi varmış. "Sürekli hareket halinde olmalısınız Bilge hanım. Uzun süreli durağanlıklardan kaçının. " Tabi yaa... dedim sonra kendi kendime. Okumayı sevdiğim için vaktimin çoğu oturarak geçiyor malesef. Yani çoğunkla öyle... Mevlâ benimle ki beni öylece kendi halime bırakmıyor.  Kalorifer petekleriyle irkiltip beni harekete geçiriyor şükürler olsun. 

# Bugünlerde ısırgan otuyla aşk yaşıyoruz. Her türlü seviyorum onu seviyorum duysun alem ! Salatası, mücveri, böreği... O kalp ben. 

# "İrade terbiyesi" diye bir kitaba başladım. Yazarı Jules Payot. Okuyanınız vardır belki. Bitirince paylaşırım yorumumu. Şimdilik faydasını görüyorum diyebilirim ama. 

Hadi bugünlük bu kadar olsun ;) 
Sevgiler herkese, iyi bakın yüreciğinize... 

9 Ekim 2019 Çarşamba

Amelie kafası/5

Beyin fazlalığını boşaltım seansı olan Amelie kafası yazılarımı sevdiğinizi söylüyorsunuz. Ah bi de bana sorun. Ben de en az sizler kadar seviyorum :) Bence hepimize zaman  zaman bu kafadan lâzım;)  O vakit başlayalım :)

#Ne zaman içimde birilerine karşı sinir ve öfke biriktirmeye başlasam asırlardır süregelen doğal işkence metodu olaraktan serçe parmağımı sehpanın  ya da kanepenin kenarına çarpıyorum.Ve anında kendime gelip düşüncelerimi güncelliyorum (Hadi bunu da açıklayın ateistler :))

#Trump'ın hayata bakışı eşittir üç yaşındaki bebişlerin emzik savaşı. Aslında ABD kültürüne cuk oturan başkan.

#Bi deri bileklik aldım. Aynı 60 lı yılların hippilerinin taktıklarına benziyor. Hiç çıkarmıyorum onu sağ bileğimden. Yemekte, gezmekte, abdestte hep benimle. O sağ bileğime bağlı ama beni bağlarımdan koparıyor adeta. Özgürlük hissi aşılıyor.60 lı yılların hippilerinin hisleri gibi...  

#Günlük planlara ısınmaya başladım son dönem. Bu planların içinde uzun yürüyüşler ve hatta yürüyüşler içinde uzun okumalar olduğundan belki de :) Yürüyüş yolu tenha olduğu için okuyabiliyorum yürürken. Bilim de söylüyor ama ben de söylemiş olayım ki okuduklarım bu şekilde daha akılda kalıcı.  Üstteki fotoğraf, o anlardan birinde çekildi. 

#Kış dönemi  arka balkonumda D vitamini saatleri ayarlanacak ve okuma eylemi bu saatlere devredilecek. Hadi bakalım inşaallah.

#İnsanların mutsuz olmasından,  mutsuz görünmesinden fenalık geldi. Siyaseti konuşuyor sonuç mutsuz, ailesini konuşuyor sonuç mutsuz,  ayakkabı bağcığını konuşuyor sonuç mutsuz.  İyi de mutlu olmak için senin katkın ne hayata?  Diye sorasım geliyor. Bi de en zor koşullarda hayatını sürdürmeye çalışırken mutluluk ve şükür hali içinde yüzü gülenleri tanıyorum nadiren de olsa. Ah canlarım...  

#Önümüzdeki günlerde bi ameliyat geçiricem. Ha bugün ha yarın ararlar hastaneden. Hayat öyle güzel ki.  Ameliyatlarla bile, hastanelerle bile, suratı asık hemşirelerle bile :)) 

#İzmir denince herkesin aklına deniz, güneş, palmiyeler geliyor. Ve hatta sevgi dolu insanlar geliyor. Benim de öyleydi.Bayılırdım İzmir'de yaşama fikrine.  Ama buraya gelince attığım her adımda büyük çöp yığınları görmekteyim. Deniz kenarından ücra kesimlere kadar çoğu yer çöplere teslim olmuş gibi. Diğer yandan insanlar gözle görülür şekilde kamplaşmış durumda. Makyajlı yaşlı teyzeler var burda mesela onlara gülümsediğimde böyle tuhaf  tuhaf bakıyorlar. Her hangi bir yerde yardım etmek istesem tedirgin olup  teşekkür bile etmiyorlar. İstisnalar kaideyi bozmaz tabi. Acaba tesettürlü biri olduğum için mi diye düşünesim geliyor ama yok canım diyor içimden bi başka ses. Hangi yüzyıldayız diye ekliyor.    "İzmirli olmak" markasının içi boş malesef. Her şey çok güzel değil burda, çevre ve bazı insanlar bakımından en azından... Ha mutsuz mu olucam?  Cık... Çünkü coğrafya değişmez kaderdir. Ve öğreneceklerim olmasa burda işim nedir?  Yine de Ah hayalimdeki İzmir, en azından sen hep öyle kal :) 

#Sonbahar gitmek üzere. Ama ben ona doyamadım bu sene. Az daha kalsa ya :) 

#Sosyal medyadan epey uzaklaştım son dönem. Telefonla vakit geçirmekten de... İşin sırrı vakti programlamak ve sosyal medyaya atacağın şeyleri sevdiğin yakınlarına atmaktaymış meğer :)  İyi geldi. Tavsiye ederim. 

Tamam bugünlük de bu kadar olsun ;) Şu evden çıkıp, yeni öğrendiğim kitabevinin yolunu tutayım ve  sonbahar güneşinden az daha nasipleneyim. 
Herkeslere sevgiler ! :) 

7 Nisan 2019 Pazar

Blog Takip Etkinliği 2019



   Blogcağızımda bir hareketlilik bir güzellik bir sinerji rüzgarı varsın olsun diyerekten bu etkinliğe ben de katıldım canlar. 

  Ayrıca farklı insanların farklı görüşlerini okumak empati duygumu beslediği için bu tanışıklığa açılan yolları da şöyle bi genişletmek iyi olur diye düşünüyorum. Yani kısaca ne duruyoruz tanışalım yeni bloglarla haydee ! :)

   Bu etkinliğe katılma koşulları kapsamında,etkinliği  düzenleyen blogcanların listesini paylaşıyorum. Ve en alta da kendi bloğumun linkini ekliyorum yine kural kapsamında. Ve bu linkleri ziyaret edip katıldığıma dair yorum yazıyorum. Bunları yaparak etkinliğe katılmış oluyorsunuz. Ve herkesciklere faydalı  takipleşmeler diliyorum , sevgiler :) 


https://esratakim.blogspot.com/
https://kelebeketkisi39.blogspot.com/
https://www.lerzankaradan.com/
https://www.deryaninsporgunlugu.com/
https://www.deryasoyguel.com/
https://www.deriasworld.com/
https://www.renkliblogsayfam.site/
http://bipudra.com/
https://istiridyeavcisi.blogspot.com/


21 Mart 2019 Perşembe

Bugünden kalanlar...




#Neşede, hüzünde, haksızlıkta ya da zaferde... İçinde tutup dışarı çıkmasına izin vermediğin  kelimelerin her biri ruhunun gıdası olup seni güçlendirmeye yarıyor. Ruhunu aç bırakmamak için sus... 

#Vazgeçmek mucizevi bir kazanç unsuru. Vazgeçebildiğin kadar özgürsün. 

#Planların 24 saati aşmasın. 

#İnadını kırmak hayatta gösterdiğin en yüksek başarı ölçütü. 

#Aklı bir ekmek olarak görüyorsan iyi niyet mutlaka ekmeğin tereyağı olsun.

#Gösterdiğin en güçlü mukavemet, genel temayülün kişisel menfaat eksenli tavrına karşın toplumsal menfaati savunmak üzere olsun. 

#Her insanın kalbinde en az seninkinde olan kadar merhamet var. Diplerde olması yok olduğunu göstermez sen çekip çıkarmaya bak.

#Bolca oku, yaz ve ellerini çalıştır. İyi bir yemek yapar gibi, hepsinden belli oranda ve uygun zamanlamayla nasiplen.

#Her gün 24 ayar altın. Borsa değerini ise senin zamanı kullanma anlayışın belirler. 


Bugünden de bunlar not düşüldü ömrün tarihçesine.

Sevgiler canlar... ;) 

Fotoğraf, Konak/İzmir 

6 Mart 2019 Çarşamba

Avladığım inciler !

   Bu haftaya ufak tefek yeniliklerle başladım sanki :) 
"Yeni" güzel bir kelime. Kelimelerin sihrine inanıyorum kesinlikle. Her yeni, bir parça daha değişim ve gelişim demek. Ama bunun illa da parayla ya da çılgın alışverişlerle ilişkilendirilmesi toplumumuz için önemli handikaplardan. Aslında hepimiz keşif tutkusuyla coşan avcılar olsak, avlanmak için herkesin dolandığı yerlere değil de içinde yaşadığımız atmosfere göz atsak... Ne istiridyeler, ne inciler buluruz kimbilir :) 
İşte bu hafta başından beri  kendi dünyamda kendimce avladığım kıymetli inciler ! :) 

1 Mart 2019 Cuma

Fatiha/3


   Cumaları İstiridye avcılığı geleneği  üzere Bahrü'l Medid'den alıntılar paylaşıyorum malum.Elbetteki istiridyedeki inciler mahiyetinde ayetler hepsi.  Bahrü'l Medid, kıymetli bir tefsir. Geçtiğimiz günlerde başladım okumaya, okudukça da alıntılar ekliyorum cumaları bloğuma. Bloğumu yeni okuyanlar için  bu kısa açıklamayı yaptıktan sonra  Fatiha'dan bir ayetle devam ediyoruz bu hafta. 

Fatiha/3 : "O Allah, rahmandır, rahimdir."

O "rahmandır"(rahmeti sonsuzdur), bu sebeple yarattıklarına varlık ve vücut nimetini ihsan etmiştir. O rahimdir( çok merhamet edendir), bu sebeple bütün yarattıklarına sürekli yardım etmekte, onlar için lazım olan her şeyi kendilerine vermektedir.İbn Ataullah İskenderi, Hikem adlı eserinde bunu şöyle ifade eder: 

"İki nimet var ki varlık ondan uzak kalamaz. Bu iki nimet her yaratılan varlık için muhakkak lazımdır.Bu nimetlerin biri yaratılma, diğeri de ilahi yardımla desteklenip yaşatılma nimetidir. Yüce Allah her varlığa onu önce yaratmakla nimet verdi, peşinden ona sürekli nimetini akıtarak nimet vermeye devam etti." 

Şu halde, rahman sıfatı, varlıkları yaratmayı ve ortaya çıkarmayı gerektirdi. Rahim sıfatı da onların ihtiyacını gidermeyi ve kendilerine sürekli yardım etmeyi gerektirdi.
.
.
.
Allah, dünya ve ahirette rahmandır. Allah dünyada mü'min kafir bütün kullarına rahmet etmekte, onlara hayat, sıhhat,rızık gibi çeşitli nimetler vermektedir. Ahirette de mü'min kullarına özel rahmet ve ihsanları devam edecektir.

Allah ahirette rahimdir; çünkü orada sadece mü'minlere rahmet edecektir.

Diyerek anlatmaya devam eder tefsir. Her bi ayetin sayfalarca açıklamasını okumak oldukça doyurucu bir bilgilendirme oluyor. Halen yalnızca meal okuyarak Kur'an'ı anladığını düşünenler varsa onlara tefsir okumalarını ısrarla tavsiye ederim. 

Eveeet, Rabbimizin Rahim ismiyle muamele görenlerden olmak duasıyla herkeslere güzel cumalar diliyorum canlar :)
Not: Fotoğraf Manisa'daki camilerden birine ait ama hangisine unuttum :) 
Sevgiler... 

22 Şubat 2019 Cuma

Bahrü'l Medid / Fatiha'dan...

   
Cumalar güzel olsun ahali :)  Cuma geleneği olarak Bahrü'l Medid'den paylaşımlara devam ediyorum. Fatiha suresine geldi sıra bu hafta. Fatiha'nın Kur'an'da özel bir yeri olduğunu biliyordum ama sayfalarca tefsiriyle karşılaşınca gerçekten de kapsül mahiyetinde bir kıymeti olduğunu daha iyi anladım. Bu paylaşımları sıkmasın ama akılda küçük de olsa notlar bıraksın diye özellikle kısa tutuyorum. Bu hafta sadece Fatiha suresi'nin isimlerinin anlatıldığı bölümü ekliyorum mesela. Allah ömür verirse haftaya ayetlerinden bir kaç alıntıy
la devam ederiz inşaallah. 

15 Şubat 2019 Cuma

Kelimelerin sihri ve Euzü...

    
   
   Sevgili cemaati müsliminn ! diyerekten cuma hutbesi ayarında bir başlangıç yapayım diyorum ama çok da şeyapmaya lüzum yok :)
   Neysem bugün günlerden Cuma ve de adet olduğu üzere Bahrü'l Medid'den alıntılarla bloğun akış seyri devam eder. 
   Geçen hafta Besmele ile ilgili bir kaç alıntı paylaşmıştım bu hafta ise "Euzü besmele" ile ilgili bir kaç alıntı paylaşıyorum.
   Çağımız vesvese çağı oldu sanki. Vesvese şeysini bilirsiniz "Çaydanlığın altını açık unuttum mu? "Bana neden öyle dedi ki bu şimdi ?" "Acaba şu hastalığım mı varkine?"  gibi birbirinden beyin yakıcı bıdı bıdı edici fısıltıların içimizde dolaşıp durması hali. İşte bu "Euzü besmele"  cümlesi özellikle vesvese üzerinde oldukça etkili olması hasebiyle önemli bir başlangıç. 
   Kelimelerin sihrine inanır mıyız ? İnanmasak kitaplarla çevrili okuma dünyalarına niye bunca gönül verirdik ki ? İşte yürekten inanarak okunursa sihrini gösteren o cümleye dair Bahrü'l Medid'den bir kaç not şöyle :

# "Euzü billahi mineşşeytanirracim" Kısaca manası şudur : Kovulmuş şeytanın şerrinden Allah'a sığınırım.

#Euzü..çeken kul, şeytanın kalbe vereceği vesveseden Allah'a sığınmış olur.

#Euzü..ile Allah'a sığınma, bilerek ve kalpten yapılırsa fayda verir.Taklit ve gafletle yapılan duaların faydası ya az olur ya da hiç olmaz.Bazıları Euzü.. çekerken şeytan ondan kaçmak yerine, daha fazla ona yakın olur, kalbine girer, vesvese verir. Bunun sebebi cehalet ve gaflettir. 

#İnsanın yüce Allah'a sığınacağı şeyleri şu şekilde üç gurupta toplamak mümkündür:
1. Cehalet
2. Günahlar
3. Hoşa gitmeyen sevimsiz şeyler, afetler ve korkular.

#Nahl suresinde :" Kur'an okumak istediğin zaman, ilahi rahmetten kovulmuş şeytanın şerrinden Allah'a sığın" emri vardır. Bunun için Euzü Besmele, Kur'an okumaya başlamadan önce okunmalıdır. Doğrusu ve genel olarak kabul edilen görüş budur. 

Bu kadarlık yetsin canlar ;) Herkesin cumasını kutlarım ve de sağlıklı sıhhatli vesveselerden uzak çook cumalarımız olsun duasıyla bu yayını da noktalarım :)

Sevgiler herkeslerime :)  



8 Şubat 2019 Cuma

Besmele ile ilgili...

   Sevgili tatliş insanlar, cumalar miss kokulu ve mübarek olsun hepimize ! Şimdi içinizden biri çıkıp şöyle diyebilir: "Yavv tatliş olduğumuzu nerden biliyon ?! Belki içimizde kedi kesenlerimiz var !" O zaman ben de ona şöyle derim : "Olur mu hiç... Bu devirde kendini dışarıdaki cezbededici bir sürü mihraktan uzaklaştırıp yazmaya  ve okumaya meyletmiş ince ruh bir blogcan, nasıl tatliş olmaz da  kedi kesebilirkine??" Tabi bi de blogcan olmayıp da bloğumu okuyanlar da  var mı bilmiyorum. Varsa da yazsın lütfen, kimliğini ifşa etsin ! :)) Neyse neyse... Anca böylesi rezil bi giriş yapılabilirdi ama silmiyorum canlar. İçimden geldiği gibi yazmak bu bloğun en önemli düsturlarından biri çünkü. Anlayınız artıkın ;) 
    Şimdi bu girişi kafanızda sıfırlayıp ikinci paragrafa odaklanın. Bu Cuma Bahrül Medid'den besmele konusu ile ilgili bir kaç  alıntı paylaşıyorum inşaallah. Bahrül Medid' de ne ola ki ? diye soran varsa renkli kısma bi tık tık yapsın, anlatmıştım geçen Cuma. 
Kendi anlatımımdan ziyade yine alıntı şeklinde paylaşım yapmayı tercih ediyorum. Besmele konusu çok uzun ve kapsamlı bir konu ama ben dikkatimi çeken bazı alıntılar paylaşarak nasiplenmemizi diliyorum. 

#Arifler derler ki : 
Bütün ilimler,hikmetler,sırlar,sevgiler,feyizler, makamlar ve nurlar besmelede gizlidir.

#Cenab-ı Hak mümin kuluna sanki şöyle buyurmaktadır: 
Şüphesiz senin yaptığın taatlere musallat olacak şeytan diye bir düşmanın var. Sen bir işe başladığında, "bismillahirrahmanirrahim" diyerek o taate benim damgamı vur ki şeytan bir zarar vermesin.

#Enes b. Malik'ten rivayet edildiğine göre, Hz. peygamber(sav) şöyle buyurmuştur: 
"İnsanların elbiselerini çıkardıkları zaman 'bismillah' demeleri insanların mahrem yerleri ile cinlerin gözleri arasında perde olur." 

#Kim abdest alır besmele çekmezse sadece yıkadığı azaları temizlemiş olur. Kim de abdest alır ve besmele çekerse bütün vücudunu(manen) temizlemiş olur. 

#Bütün hayırlı ve helal işlerin başında besmele çekmek sünnettir, sevaptır. Bu konuda şu hadisi şerif her şeyi özetle ifade etmektedir:
"Besmele ile başlamayan her iş bereketsizdir." 

# Haram bir iş yapılırken besmele çekilmez; çekilirse günaha girmiş olunur. Eğer haram bir iş yapılırken kasten ve hakaret için besmele çekilirse bunu yapan kimse küfre girer. 

Bu hafta da bu kadarlık yetsin ;) 
Dilerim ki tüm işlerimiz besmele ile başlasın, bereketlensin ve selametimize vesile olsun canlar ! 
Aaa güzel hafta sonları da olsun hepiciğimize !  
Sevgiler :) 

7 Şubat 2019 Perşembe

Bereket üzerine...


   Yan tarafa "Okuduklarımdan" diye de bir kategori açtım biliyorsunuz canlar. O kısma genellikle, abone olduğum aylık tasavvufi dergiden ilgimi çeken bölümleri eklemeyi düşündüm.(Zaman zaman başka okuduğum kitaplardan da alıntılar ekleyebilirim tabi)  Semerkand dergiyi duyanlarınız vardır belki. Son bi kaç yıldır sabahları güne bu dergiyle başlamak en büyük zevklerimden biri. Yani şu alışkanlığın yerini, ne komşuyla sabah kahveleri ne tv de janjanlı doktorlu moktorlu sabah programları ne de watsap geyikleri... Hiç biri alamadı şükür :) 

6 Şubat 2019 Çarşamba

Biraz duygusal...

   Annem beni büyütürken bir kız çocuğuna yüklenmesi gereken somut donanımları hep es geçti. İsteyerek yaptı ya da şartlar onu gerektirdi bilemiyorum. Belki ben de çok istekli bir öğrenci olamadım gündelik hayata karışma konusunda. Bir şekilde yaşıtlarımın güncellemesi zamana ve şartlara karşı habire yenilenirken, ben hep gerilerde kalıyordum. Mesela bakıyordum, yaşıtlarım bazen evin o günkü yemeğini tek başına yapabiliyordu. Ama ben halen  önüne hazır getirilen yemeği  yemem için yalvarılan yaşa takılı kalmıştım...Bilge kitap okumak istiyorsa onu okusundu. Meşru dairede ne yapmak istiyorsa onu yapsındı hep. Annecim rahmetli, beni 40 yaşları civarında doğurmuştu. Evin en küçüğüydüm.Bazen benimle ilgili olarak şöyle derdi: "Bunu keyif çocuğu olarak doğurdum. Elini sıcak sudan soğuk suya sokmak istemiyorum, öyle de bir hayat yaşasın inşaallah" Ah kuzum... 

1 Şubat 2019 Cuma

Bahrü'l Medid' e giriş

   Dedim ki kendime "Bilge gel kızım, cumaları adam gibi şeyler yaz. Bi ciddi bi hanım ol.Laklakçı leyleklik nereye kadar annem?! " Tamam dedi öte yanım. Bazen kendi kendimin sözünü dinlediğimde kendimi epeyce seviyorum :) (Bu son cümle de böyle ayarsız bi ifade olarak tarihe not düşülsün:)) Neysem...

23 Ocak 2019 Çarşamba

İç seslerimiz

   Bir aile büyüğüm vardı... Günlerce konuşmamıştık zamanında. Sebebi  kalbimi çok kıran bir şey söylemesiydi. Büyük olarak ona yakıştıramadığım bir şeydi. Sık sık arardım önceleri aramaları kesmiştim. Beraber olduğumuzda yüzüme düşen gölgeye de engel olamıyordum. Fark etmiş tabi. Bir gün bana dedi ki : Tavrını beğenmiyorum, bir şeyler var sende. Yalnız bu ifade "otur konuşalım" tarzında değildi pek. Daha çok şikayet ve azar şeklindeydi. 
   O an... İşte o kritik an, evrensel trip mekanizması işleseydi "Yok bir şeyim" deyip ortamı terk eder giderdim. Ve belki araya giren bir küslük... Daha uzun ayrılık... Belki üzerime düşen bir sürü hakkı vardı ve hepsi öylece muallakta asılı kalacaktı. Yani o tek trip cümlesini söylersem eğer... Sadece tek cümle : "Yok bir şeyim"
   O an için çok dua etmiştim öncesinde. Sevdiğim bir kişiydi çünkü. (Siz o kişi yerine eşinizi koyun, annenizi, babanızı, arkadaşlarınızı v.s.) Onu kaybetmek istemiyordum. Ayrıca kalbini kırmak da istemiyordum. Hayat boyu, kalp kırarak elde edilen başarılar bana pek gerçek  başarı gibi gelmemiştir zira. Büyüklerin kalbi de kolay kırılır malum.  Bu yüzden, vakti geldiğinde  kendimi en saf şekilde ifade edebilmek için çok dua etmiştim. İşte şimdi o an gelmişti. Hadi bakalım Bilge dedim kendime. Sahne senin. Sabır mı nefsin mi ? Öyle zor bi andı ki. Nefsim bas git diyordu aslında bas git ! Sana söylediğini hatırla ve "yok bişeyim" deyip bas git ! Diğer yanda vicdanım ise yapamazsın diyordu yapamazsın... Medeniyet konuşmayı telkin eder. Anlat derdini, konuş. Allahım bana yardım et diyordum bi yandan. Onun yardımı olmadan en cevval hatipler susup kalmaz mı, onun yardımı olmadan en kuvvetli savunmalar cılız bir sese dönmez mi.Öyle... 
   Gözlerimin içine bakmaya devam ediyordu sorar mahiyette... Allah'ın yardımı yetişti. İçimdeki bas git diyen  sesi kesti önce. Sonra oturdum karşısına. Usul usul anlatmaya başladım. Bak böyle böyle böyle... 
   O da derdini anlattı. Meğer benim anladığımdan çok başka bir şey söylemek istemiş o an. Ve daha önemli bir şey söyledi sonunda. Sen kalbine benimle ilgili böyle bir düşünce gelince, tabloya neden en geniş açıdan bakmadın ? Benim o maksatla seni üzmek istemeyeceğimi neden düşünemedin? Bi kaç saniye sessizlik... Diyemedim ki, "Seslerim var benim... İçimde derinlerde... Konuşup duran sesler. Onlar bazen düşünmemi engelliyor.O sebeptir herhalde."
   İçimizde sesler var cidden. Bıdı bıdı konuşup duran. Bazen en yakınlarımızı o sesler yüzünden kırıyoruz. O sesler yüzünden de çokça kırılıyoruz. O sesi susturup Mevla'nın verdiği asıl sesi kullanmak ve konuşmaya başlamak... Aslında tüm yapmamız gereken bu iken, biz tam tersini yapıyoruz. İşler bazen bu yüzden çıkmaza giriyor işte.
  Neyse o gün öptüm onu yanaklarından. Sarıldım sıkı sıkı.. Haksız olduğumu bile bile şöyle dedim yine de : " Bi daha bana böyle şeyler hissettirme sen de !"  İç ses pes etmez ki hiç :)

Günaydın canlarr! Tüm o güzel canları taşıyanlar ! Arada böyle ufak hikayeler yazıp blogda bunun için  bir kategori açayım diyorum. Ne dersiniz ? :)

Şuraya müzğimi de koyar giderim. Ama gece dinleyin olur mu, gündüz için aşırı sakinlik verebilir, işler güçler kalmasın  :)

22 Ocak 2019 Salı

Blogger aşkına!

Bu sabah itibariyle blog dünyasına dair ufak tefek notlarım şöyle canlar :

# İnşaallah çok tatlı blogcanlar tanıyacağım bu sene.  Ya da ne zaman nasipse işte. Hatta tanımaya başladım bile ! :)

#Blog okumanın keyif vermesi için yaşımın 40 a tekabül etmesi gerekiyormuş. Başka yaşamları gözlemleyip hayattan lezzet almak isteyen 40 yaşı beklesin ! mottosunu taşıyorum artıkın ;) 
 
#Orta yerimden ikiye çatlasam da laf olsun diye yorum yazamıycam galiba. Oysa bu işte hızlı olmak için az ama öz yorumu bolca yaz diyollaa :/

#Bloğun teknik donanımıyla uğraşmak eşittir dibi tutmuş tencere temizlemek.  Çok net.

#Bir blogcan "Hayatım dört dörtlük valla. Gezip dolaşıp yiyip içiyorum annem be! " ayarında yazıyor ve bana hiç bir şey vermiyorsa uzay mekiği hızında ortamdan uzaklaşıyorum.

#Bazı bloglarda  aklıma hayalime gelmeyecek bakış açıları yakalayınca kendi zekamdan utanıp "vay be,  sen çok yaşa ademoğlu ! haykırışıyla tepkiselleşiyorum :) 

#Mutfakta çorbamı karıştırırken, " bloğuma şehir belirten ziyaretçi sayacını nasıl eklerimkine?! " gibi ıvır zıvır blogger şeysilerini düşünüyorum.

#Yemişim "seo"sunu ya da "google plus" platformlarını filan dicem dee...   daha fazla güzel insana ulaşmak için kuzu kuzu bunlara da çalışmam gerek diye düşünüp sesimi yutuyorum.  Pehh! 

   Bunun gibi şeyler işte. Bu arada bloğumla ilgili önerileriniz ya da fikirleriniz varsa  yedi yirmi dört açığım blogcanlar :)  Beynim az daha yoğurt olsun, tabi tabi kendiminkiler az geliyo ne de olsa :)))

Güzel Salılar olsun hepiciğimize :)
Blogger aşkına şu dımbırtıyı bırakıp da gideyim, şık olur ;)

Not: Fotoğraftaki, geçen geceden arkadaş evindeki çay görseli. 



17 Ocak 2019 Perşembe

Kalp daralması üzerine...

   Bugün bahsetmek istediğim çok önemli bir şey var. Dün okuduğum satırlardan süzülen bir konu : Ruhun kabz hali, yani kalp darlığı.
    Bazen şöyle şeyler hissedebilirsiniz: "Pöff bugün işe gitmek hiç canım istemiyor!"  Ya da "Allahım yine kalk yine bir sürü ev işi,  ay yangın var diye bağırıcam. " Ya da dünyanın en mutluluk verici pozisyonunda olsanız bile içinizde şöyle fısıldayan bir ses olabilir " Her şey mükemmel gözüküyor ama içim neden ferahlamış değil ?? " 
   İşte tüm bunların nedeni Rabbin belli bir süreliğine kalbinizi imtihana tabi tutmasından mütevellid.  Yani evrendeki tüm olumlu koşullar bir araya gelse bile o kalp sıkılacak kaçarı yok.  Müslüman şahsın burda sergilemesi gereken tavır şu : Her şeyden önce bunun geçici bir süreç olduğunu kesinlikle bilecek. Allah'tan geldiğini ve sığınılacak tek mercinin de yine Yaradan olduğunu iyice kafasına yerleştirecek. Ha bu süreyi biraz içine dönüp Yaradanıyla yakınlık kurma belki bazı şeylerle yüzleşip özür dileme(tövbe etme)  ya da tefekkür etme şeklinde değerlendirirse de bu süreci tadından yenmez bir sükunetle atlatabilir.  Hoş olur... :)  Her şeyden önce şunu düşünmeli aslında : Muhatap alındıysam özelim demek ki...  
   Özetle, zaman zaman belki yaptığımız hatalar belki de Rabbin kula kendini hatırlatması bazen de kalbinde dünya sevgisinin azaltılması gibi nedenlerle  kalp darlığı imtihanına tabi olabiliriz ama geçici bir süreç olduğunu ve çözümüm yine en sevgiliye sığınmak olduğunu kesinlikle akıldan çıkarmazsak ağır hasarsız atlatıveririz inşaallah.  
   Ha bu arada bahsettiğim şeyler tabiki sadece inanan kesim için geçerli olan şeyler. Ateist deist filan kardeşler okuyorsa şayet onlara da genel kültür olmuştur işte:) Var mıdır acaba?   Varsa da yoksa da herkese selam artıkın.  
   Evet daha kahvaltı yapılmamış, evde bir yığın iş, öğleden sonra da planlı programlı  ve de telefondan anca bu kadar yazabildim canlar.  Rabbim kalplerimize selamet versin inşaallah.  Ve de kaçtım benn !!  
Not: Fotoğraf,  salon penceremden kalbi daralan İzmir silueti.  Nasıl da  konuya cuk oturmuş  değil mi ama :))) 

9 Ocak 2019 Çarşamba

Düne dair...

  Buraya okunmadığını bile bile yazmak da güzelmiş meğer. Tazekahve' yi yazmaya başladığım ilk dönemler geldi aklıma. O zaman daha bir sevinçle yazıyordum gerçi ama şimdi de bir başka güzel. Dinginlik veriyor ruhuma.  Günden güne alışıyorum. Özlemişim...  
#
  Dün bütün gün minimalizm üzerine konuşmalar dinleyip akşamına da arkadaşlarla "kanaat" üzerine laflamak... Tesadüf müydü bu?  Hiç bir şeyin olmadığı gibi hayır tabi ki.
#
  İnsan ilişkileri konusunda çok kötüyüm. Dün daha iyi anladım. Sürekli tekrar eden şeylerden dersler çıkarmıyorum. Dersler ve ödevler konusunda ne zaman iyi oldum ki zaten. Bu da böyle...  
#
  2019' la ilgili meşhuur, kutsaal ve de olmazsa olmaaz "yapılacaklar" listesini dün ben de hazırladım. Aman daa...  Uzun vadeli planları her ne kadar sevmesem de niyete akıllı uslu şeyler alıp yol hayali kurmak da güzelmiş. Hadi Bismillah...  
#
Dün gece Özden'e üçüncü kez " Sen evlisin değil mi? " diye sordum. Özden arkadaş gurubumdan çok tatlı bir genç bayan. Gözlerinin içi gülüyor her baktığımda. Onu annesini kaybettiği günün ertesi gününde tanımıştım. Hüzünlü buruk ama cıvıl cıvıl bakan aynı gözler...  Evet dedi Özden. Daha önceki buluşmalarda da bir kaç kez onunla ilgili sorular sormuştum kendisine. Cevaplamıştı. Evliydi iki çocuğu vardı. Ama her buluşmada bunları yeniden soruyordum. Onun yerine ben olsam bıkardım benden. Ama her seferinde cıvıl cıvıl bakan gözlerle cevapladı sorularımı. "Biliyorum Özden, evlisin ve iki bebeğin var değil mi?"  Kafasını salladı ve teşekkür etti. Neden teşekkür etti ki. Ben etmeliydim halbuki ona. Bu kadar sıcak bakışları olduğu için. Ahh... böyle insanları seviyorum. 
#
  Bütün insanları katışıksız seviyorum. Sorun şu ki sevdiğimi belli ediyorum. Söylüyorum. Artık bunu pek yapmayacağım sanırım. Onlara sorular sorarım sadece belki artık.  Özden'e sorduğum gibi. 
#
  Seni de seviyorum hayat.  Klişe bir labirent ya da eğlenceli bir algoritma macerası... Sen her neysen.  Güzelsin, nefes almaya ve vermeye değersin...  🍃


8 Ocak 2019 Salı

Kelimeler

  Bazı popüler bilim kitaplarının iddiası şuymuş : Kadınlar günde 20 bin kelime,  erkekler ise sadece 7 bin kelime tüketmek ihtiyacı duyuyormuş.
   Eğer bu bi gerçek ise daha fazla konuşma ihtiyacı içinde olmamızdan daha doğal ne o olabilir?  Biz kadınlar artık bu yüzden kendimizi suçlayıp durmaktan vazgeçmeliyiz bence.
  Başka çözümler bulalım. Kendimizi konuşuyoruz diye suçlamak yerine kelimelerimizi satırlara boşaltalım mesela. Ve çok okuyalım o kesin. Çok ama çok...  Okuyarak dilimizden  dökülen  kelimelerin anlamlı olmasını da sağlayabilir,  böylece hem kendi ihtiyacımızı görmüş hem de kamuya fayda sağlamış olabiliriz... Falan filan...  Ama yeter ki kendimizi suçlamayalım artık.Biz kadınlar böyleyiz işte. Ve böyle de mutlu olabiliriz. Tek hikâye kendimizle barışıp onunla organize olabilmekte...  👍

7 Ocak 2019 Pazartesi

Şeb-i arus

Bugün okuduğum bir makalede şuna benzer bir şey  yazıyordu:  " Ruhunu terbiye ile meşgul olmuş bir kimsenin yaşlılığı şeb-i arusa yaklaşmış olmanın tatlı heyecanıyla dolar. "
İşte bütün derdim bu.  Bu yazmalar, bu bloglar, bu avcılık serüveni... Hepsi ruhun terbiyesi hadisesinden birer parça işte. 
Bıkmadan usanmadan, son nefese kadar... 

6 Ocak 2019 Pazar

Değişik

Geçen gün bir arkadaşımla  güzel manzaralı bir yerde oturmuş çayımızı içerken ona şöyle dedim : "Yaşadığın yeryüzünde hiç bilmediğin bir yerlerde çok değişik hayatlarım var olması, belki günün birinde onlardan bir şekilde haberdar olabileceğin hissi... Ya da hiç okumadığın o harika kitaba günün birinde sahip olarak okuyabileceğin ihtimali...  Ya da aklına gelmeyecek hayatlara aklına gelmeyecek vakitlerde yapabileceğin ufak faydalı dokunuşların var olma ihtimali... Bunlar arasıra aklına gelip içini bir sevinç kaplıyor mu hiç ? " 
Bana tuhaf tuhaf bakıp,  "Hayır" dedi sadece. 
O an içimi kaplayan yine o sevinç...  Milyon şükür...   ❤