Son üç gündür bazı sağlık sorunlarıyla imtihan oluyorum.O yüzden pek uğrayamadım bloğuma. Aslında Mevladan kucağımıza düşenlere "sorun"demek ne kadar doğru onu da bilemiyorum. Hepsi güzel birer mektup değil mi aslında ?
Sevgilinin seni terk etmesi, hastane odasında yapayalnız serum yemen, maaşının ay sonu gelmeden bitmesi, evladından gördüğün vefasızlık ya da bir evlat sahibi olamamak falan filan... Bunların tümü bizim kim olduğumuzu ya da en temelde kime ait olduğumuzu hatırlatan mektuplar. Zarfı açmak lâzım sadece. İçindekileri okumak ve de...
Eve bir icra mektubu gelmiş olsun mesela. Açıp okumazsak orada öylece durur ama yapılacaklara engel olabilir mi bu tavır? Hayır. İcra eninde sonunda yapılır. Mevladan gelen ikazlar da böyle biraz.Tek fark, Mevla icra memurları kadar ketum değil. Rahmet kapısı hep açık ve sevgi dolu merhameti hep taze. Bu ikazlar, bazen sevgili dilinden gelir, bazen evlat elinden vesaire vesaire... Ama hep yüzünü en sevgiliye döndürmen için gelir. Açıp okumak gelmeli o vakitlerde ilk olarak akla. Az utanarak belki, sıkılarak ama mutlaka sevgiyle okunmalı. Sevgiyle ve güzel sabırla... (Uygulaması yazmasından daha zor ama ikazlar bu yüzden ardı ardına yapılıyor zaten)
İşte ben de sağlığım kanalından böyle bir mektup aldım en sevgiliden. İlk gün afallıyorsun. Mektup olduğunu bile anlayamıyorsun. Ağrı diyorsun sancı diyorsun ıvır zıvır... Sonra aklını başına alınca açıp okuyorsun. Rahmanın sevgi eli merhamet eli oracıkta erişiveriyor sana işte.
Şükür bu gün daha iyiyim. İyiyim ki açıp bloğuma bir şeyler karalayabildim. Aldığımız her sağlıklı nefese bin şükür. Kıymetini bilmediğimiz, alıp geçiverdiğimiz, alıp gafletle tükettiğimiz o canım nefeslerin her birine bin şükür. Yer yüzündeki nefesler sayısınca şükür...
Bir duanızı alırım canlar.
Sevgiler, sağlıklar olsun hepinize...
Fotoğraf, Çanakkale, Sıhhiye bahçesi.

