Amelie kafası etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Amelie kafası etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

5 Şubat 2020 Çarşamba

Amelie kafası/8


Hadi başlayalım şu işe. 

#Ah... ruh cumhuriyetimdeki geleneksel arınma ayinini epeydir erteliyordum. Yani Amelie şeysilerini... 

#Bu "şeysi" kelimesini de neden ciddiyetsiz bulursunuz hiç anlamam. Bakın nasıl da anlam bütünlüğü katıyor cümleye. Yani ifade edilen şeyin çok kayda değer olmadığını ama yine de anlam dünyasında bir varlık ihtiva ettiğini en kısa yoldan anlatan kelime" şeysi" işte. Lamı cimi yok. İade-i itibar edelim böyle kelimelere. 

#Geçenlerde arkadaşlardan birinin kızı dedi ki bana. "Bilge abla sen hiç yaşlı gibi değilsin." Değilim zaten diye düşünüyordum. 41 yaş, yaşlı mı? Yani göreceli mevzu bu yaş meselesi. Ama iyi bişey mi işittim kötü mü,ucu açık kaldı. 

#Yine aynı kızın kafasında bir koridor açmıştım geçenlerde. Açtırdı Mevlâ diyelim o daha şık olur. Çok sıkıntılı bir dönemdeymiş. Namaza başladı. Çok mutlu hissediyormuş artık. Bana namazla imanla ilgili bir sürü şey sordu. Uzun uzun muhabbetler ettik akşama kadar. Koridor o gün açıldı sanırım. O kızçe o koridordan başka bi dünyaya doğru yol aldı. Dönüp gelmez umarım. Cesaretle sonuna kadar yürür dilerim. 

#Hindi eti ve mantardan mütevellit tencere yemekleri şu sıralar favorimiz mutfakta. Sağlıklı ve de lezzetli. 

# Oytun Erbaş... Doçent doktor ve ilaç araştırmacısı hani belki bilirsiniz. Ha bi de Egeli... Kalp emojisi var burda. Hayatını,insanlığın  yaşam kalitesini arttırmak için deneyler yapmaya adamış biri. Katıldığı bir programda şöyle diyor : "İnanmak, insanın fıtratında olan ve güçlendikçe insana iyi gelen bir şey. Namaz kılmanızı öneririm."

#Daha az kelime tüketmeye niyetlendiğim şu günlerde, dün gelen arkadaşımla akşama kadar çılgınlar gibi sohbet edişim ve aklıma gelen her şeyi çılgınlar gibi açık seçik ortaya koyuşum... Bilemedim... 

#İhmal ettiğim, arayıp sormam gereken insanlar var. Ama onlarsız o kadar huzurluyum ki zerre miktar elim telefona varmıyor. 

#Kolestrol seviyem yüksek olduğu için zaman zaman yer sallanıyor gibi gelirdi. Artçı depremleri ayırt edemiyorum o sebep. Şimdi ne iyi ne kötü bilemiyorum bu durumda. 

#Elişi hediyeler yapıp dağıtmak gibi bir hayalim var ama tastamam harekete geçemiyorum bi türlü. Yok şunu okuyayım yok buna bakayım derken bir elişini projelendirip üretme sürecini tamamlayamıyorum çoğu zaman. Ama kafamda ilk adımlarını attığım bir sürü hediye planı da mevcut döner durur. 

#İçimde yine bir başka his, şu sıralar dünyayı kasıp kavuran Corona virüsü ülkemize gelmeyecek diyor. Dayandığı hiç bir bilimsel gerçek yok ama. His sadece. 

#Geçen gün eşimle birlikte ailesinin zeytinliğine gittik. Üşürüm, sıkılırım akşama kadar gibi geliyordu. Ama gün çok keyifli geçti şükür. Bitkilere dokunmak, değişik kuşların seslerini duymak, bahçenin güneş vuran kısmına oturup kahvaltı yapmak, zeytin yapraklarının hışırtısında akşam yemeği yemek... iyi ki dedim gün sonunda. İyi ki razı etmiş eşim beni bahçede bir pazar geçirmeye. 

#Babacığın yanımızda olması bize öyle huzur veriyor ki. Az yemesi dışında bizi üzen hiç bir yanı yok. Akşam yemeklerinde önden koyduğum çorbaya bolca ekmek doğruyor ve midesinin büyük kısmını bu şekilde doldurmuş oluyor. Ardından ana yemeğe yer kalmıyor tabi. Böylece fazla yemiyor. Çorba koymamayı bile düşünüyorum bazen ama o kadar keyifle içiyor ki çorbasını kıyamıyorum yine de. 81 yaşındaki babam... Tam da, bir lokma bir hırka derviş insanı vesselâm. 

#İnşaat mühendisi olan abim dünyanın öbür ucuna, bir Afrika ülkesine gitti çalışmak için. Ve giderken babamı arayıp hayır duasını almadı. Aklım almıyor. 

#Hani şöyle güzelce bir defter edinsem. Kapağı egzantirik bir şey olsa. Yumuşak uçlu da bir kurşun kalem. Yazsam yazsam... Belki öyle vücut bulur hayalini kurduğum şeyler. 

Görüşmek üzere canlar... 

Fotoğraf, Cunda 



13 Aralık 2019 Cuma

Amelie Kafası/7

# Babam bizimle yine yeniden hamd olsun ! 80 yaşında kendisi.  Bi süreliğine bizimle yaşayacak. Kulakları ağır işittiği için ona söylediklerimi yüksek sesle duyurmam gerekiyor. Ama sesimi yükseltirken de rahatsız oluyorum çoğu zaman, sanki onu rencide edecekmişim gibi geliyor. Bi değişik... 

#Şehir kütüphanesine abone oldum. Hem spor olsun gider gelirim bi kaç haftada bir diye, hem de aradığım bazı kitapları bulurum diye. Buluyorum da... Kütüphaneler iyi ki varlar. 

#Geçen gün, büyüdüğüm kasabadaki Aysel teyzeyi aradım. Annemin kankasıydı bir zamanlar. Annemi kaybettikten sonra onun dostları daha bir kıymete bindi gözümde. Tek başına yaşıyor Aysel teyze. Romatizmaları azmış son dönem, onu anlattı. Oturduğu daire üçüncü kat. Odun sobası yakıyormuş halen. Eşi vefat etmeden önce, bi makara sistemi kurup odunu kömürü daha kolay daireye taşımayı akıl etmiş ama Aysel teyze binanın görüntüsü bozulur diye reddetmiş. Şimdi zar zor taşıyormuş. Bazen de iyi kalpli insanlar yardımcı oluyormuş. Yalnızlık ve gitgide  zorlaşan fiziksel koşullar... Yine güzel bi ihtiyarlık duası yaptırdı yüreğime. 

# Geçen gün üst katımdaki doktor komşumla (beyin cereahı) asansörde karşılaştık. Genelde hep koşuşturma içinde ve telaşlı olur. Göz kontağı bile kurmaz pek, vakti yok kadının haklı. Ama geçen gün beni gördüğünde sarılıp öptü. Şaşırdım. Bi şeylere susamış gibiydi. Ayak üstü lafladık. Belki de sıradan bir muhabbete susamıştı. 

# Blog dünyasını gezemiyorum pek ama aklım kalıyor aslında çoğunda. Kimler neler yapıyor nelerden bahsediyor. Ah vakit ah...

# Günler çıldırmış bir hızla akıyor resmen. Koşuşturmadan rutinlere bile yetişmek mümkün değil. Uzun yaz günlerini özlemek için erken mi ? 

# Farkındaysanız ne kadar ağır oturaklı şeyler yazdım, Amelie köşesine  hem de. Sanırım artık gerçekten olgun biri olmaya başladım şükürler olsun. Yani yaşım gibi hani kırklar filan... Neyse hadi inşaallah. 

#Kışın gelmesiyle birlikte kaloriferleri açtık. Kalorifer peteklerimizde bir hava boşluğu var sanırım. Belli aralıklarla tık  tık diye ses çıkarmaya başlıyor. O esnada gidip düğmesini hafifçe kımıldattığınızda ses kesiliyor. Önceleri sinir  oluyordum çünkü sürekli yerimden kalkmam gerekiyordu. Geçen gün aklıma hematoloji doktorumun dedikleri geldi. Kanımda pıhtılaşma eğilimi varmış. "Sürekli hareket halinde olmalısınız Bilge hanım. Uzun süreli durağanlıklardan kaçının. " Tabi yaa... dedim sonra kendi kendime. Okumayı sevdiğim için vaktimin çoğu oturarak geçiyor malesef. Yani çoğunkla öyle... Mevlâ benimle ki beni öylece kendi halime bırakmıyor.  Kalorifer petekleriyle irkiltip beni harekete geçiriyor şükürler olsun. 

# Bugünlerde ısırgan otuyla aşk yaşıyoruz. Her türlü seviyorum onu seviyorum duysun alem ! Salatası, mücveri, böreği... O kalp ben. 

# "İrade terbiyesi" diye bir kitaba başladım. Yazarı Jules Payot. Okuyanınız vardır belki. Bitirince paylaşırım yorumumu. Şimdilik faydasını görüyorum diyebilirim ama. 

Hadi bugünlük bu kadar olsun ;) 
Sevgiler herkese, iyi bakın yüreciğinize... 

25 Kasım 2019 Pazartesi

Amelie Kafası/6


Bir Amelie köşesiyle yine merhaba herkeslere... Ah beyin boşaltmak için ne bulunmaz bi vakit aslında. Tam da üstümden tır geçmiş gibi olmuşum. Beynimin içi karmakarışık tam da hazır. Ben hemen bi resetlemeye başlayayım şu mübarek uzvu ;) 

#Çok iyi anladığım bir şey var bu hafta sonu. Dil, her şeyin anahtarı. Seni alçaltabilir de yükseltebilir de. O yüzden onu keyif ve zevk için  kullanman çok tehlikeli. Onu yere ve zamanın gereklerine göre itinayla kullanırsan sana da o ölçüde saygınlık kazandırır. Ya da tam tersi. Yani bunu teoride biliyoruz gerçi ama pratikte küt diye kayaya çarpmış gibi öğrenince daha bi iyi bilmiş oldum şimdi. 

#Hafta sonu ev lunapark kadar kalabalıktı resmen. Sanırım iki gün boyunca temizlik yapmam gerek. 

#Evle ilgili sorumlulukların fiziğime ve ruhuma ağır gelmesiyle ilgili bi irade terbiyesine de  ihtiyacım var. Haber gönderiyorum zihnime. Derhal konuya el atıla. 

#Oh ameliyatım  da ertelendi miss diye rahatlayacak oluyorum  ama eninde sonunda gelecek o vakit diye hatırlatıyor aklım, irkiliyorum ardından. 

#Bi insan Allah'tan sağlam  bir ceza istiyorsa eğer,  ergen bir genç kızla bir hafta sonu geçirsin. Her şeye  mızmızlanan, habire şikayet halinde olan, ortak yaşama en ufak bi katkısı olmayan, makyajı ve giyimi dışındaki konularda konuşma özürlü diyebileceğimiz bir genç kızla... 

#Bir ev hanımı, kalabalık bir nüfusa ev sahipliği yapıyorsa eğer, mutfağa dalan kişinin söyleyebileceği en trajik şeylerden biri "bi su bardağı alabilir miyim" dir. Çünkü herkes aynı şeyi yapmaktadır. Temiz bardak sayısı hızla azalmaktadır ve bulaşık makinesi de tek sefer  kullanılmış bardaklarla hızla dolmaktadır. Falandır filandır derken evin hanımı için mutfakta mesai saati artmaktadır. 

#Yoğun misafir esnasında israf tehlikesi de en zirve noktalara ulaşır. Artan yemeklere kap ayarlama telaşından gözü korkan hanımlar "dök gitsin" politikasına sarılır ve çöp kişisi habire karnını doyurur. Ama yeryüzünde yürüyüp nefes alan bir çok insanın ise karnı açtır... O sebep yemek yapma aşamasında miktar konusunda  şovmenlikten ve artan yemeklerle yolları ayırma noktasında cesaretten az biraz uzak durmalıyız zannımca. En azından bu konuda başarılı olabilmişimdir bu hafta sonu inşaallah. 

#Ortaya çıkmış bir arızda, çevrende suçlayacak kimseyi bulamamak... Çünkü o arızın bizzat mümessili olmak... Ahh ahhh serçe parmağı sehpaya vurmak anında yaşanan hisle aynı şey o. 

#Ortak noktalarınızın olmadığı hatta zıt mizaçlarda olduğunuz insanlarla bir arada  vakit  geçirme mecburiyeti... İstemeye istemeye diyet yemek tüketmekle aynı şey o. 

#İnsta şeysinde bi çoşkulu paylaşımlar içine girdim ki evlere şenlik. Her ıvırı zıvırı paylaşır oldum tikiler gibi. Sanırım sosyopsikolojik bir süreçten geçiyorum. Bi çeşit insta zehirlenmesi de olabilir. Bilemiyorum... Ben ne açıklayayım, İsviçreli bilim adamları açıklasın. Yakında sunum canavarı kokoş hatunlar gibi her anı paylaşma noktasına gelmem umarım. 

#Ah o pembe hayal... Sen yok musun sen... Hani her yeni sabaha güneşin doğuşuyla başladığım, sağlıklı kahvaltımı yaptığım, uzun yürüyüşler yaptığım, sonra da düzenli yazmaya başlayıp kafamdaki projeleri tamamladığım ideal yaşam düzeni. Hayalin bile ne güzel be. Bi de gerçek olsan... 

Herkeslere sevgiler canlar ! Bu biraz da mesaj kaygılı bi Amelie şeysi oldu sankim :) Bugün de böyle olsun ;) 
Görüşmek üzere...
Fotoğraf, Sığacık/ Seferihisar/ İzmir 


9 Ekim 2019 Çarşamba

Amelie kafası/5

Beyin fazlalığını boşaltım seansı olan Amelie kafası yazılarımı sevdiğinizi söylüyorsunuz. Ah bi de bana sorun. Ben de en az sizler kadar seviyorum :) Bence hepimize zaman  zaman bu kafadan lâzım;)  O vakit başlayalım :)

#Ne zaman içimde birilerine karşı sinir ve öfke biriktirmeye başlasam asırlardır süregelen doğal işkence metodu olaraktan serçe parmağımı sehpanın  ya da kanepenin kenarına çarpıyorum.Ve anında kendime gelip düşüncelerimi güncelliyorum (Hadi bunu da açıklayın ateistler :))

#Trump'ın hayata bakışı eşittir üç yaşındaki bebişlerin emzik savaşı. Aslında ABD kültürüne cuk oturan başkan.

#Bi deri bileklik aldım. Aynı 60 lı yılların hippilerinin taktıklarına benziyor. Hiç çıkarmıyorum onu sağ bileğimden. Yemekte, gezmekte, abdestte hep benimle. O sağ bileğime bağlı ama beni bağlarımdan koparıyor adeta. Özgürlük hissi aşılıyor.60 lı yılların hippilerinin hisleri gibi...  

#Günlük planlara ısınmaya başladım son dönem. Bu planların içinde uzun yürüyüşler ve hatta yürüyüşler içinde uzun okumalar olduğundan belki de :) Yürüyüş yolu tenha olduğu için okuyabiliyorum yürürken. Bilim de söylüyor ama ben de söylemiş olayım ki okuduklarım bu şekilde daha akılda kalıcı.  Üstteki fotoğraf, o anlardan birinde çekildi. 

#Kış dönemi  arka balkonumda D vitamini saatleri ayarlanacak ve okuma eylemi bu saatlere devredilecek. Hadi bakalım inşaallah.

#İnsanların mutsuz olmasından,  mutsuz görünmesinden fenalık geldi. Siyaseti konuşuyor sonuç mutsuz, ailesini konuşuyor sonuç mutsuz,  ayakkabı bağcığını konuşuyor sonuç mutsuz.  İyi de mutlu olmak için senin katkın ne hayata?  Diye sorasım geliyor. Bi de en zor koşullarda hayatını sürdürmeye çalışırken mutluluk ve şükür hali içinde yüzü gülenleri tanıyorum nadiren de olsa. Ah canlarım...  

#Önümüzdeki günlerde bi ameliyat geçiricem. Ha bugün ha yarın ararlar hastaneden. Hayat öyle güzel ki.  Ameliyatlarla bile, hastanelerle bile, suratı asık hemşirelerle bile :)) 

#İzmir denince herkesin aklına deniz, güneş, palmiyeler geliyor. Ve hatta sevgi dolu insanlar geliyor. Benim de öyleydi.Bayılırdım İzmir'de yaşama fikrine.  Ama buraya gelince attığım her adımda büyük çöp yığınları görmekteyim. Deniz kenarından ücra kesimlere kadar çoğu yer çöplere teslim olmuş gibi. Diğer yandan insanlar gözle görülür şekilde kamplaşmış durumda. Makyajlı yaşlı teyzeler var burda mesela onlara gülümsediğimde böyle tuhaf  tuhaf bakıyorlar. Her hangi bir yerde yardım etmek istesem tedirgin olup  teşekkür bile etmiyorlar. İstisnalar kaideyi bozmaz tabi. Acaba tesettürlü biri olduğum için mi diye düşünesim geliyor ama yok canım diyor içimden bi başka ses. Hangi yüzyıldayız diye ekliyor.    "İzmirli olmak" markasının içi boş malesef. Her şey çok güzel değil burda, çevre ve bazı insanlar bakımından en azından... Ha mutsuz mu olucam?  Cık... Çünkü coğrafya değişmez kaderdir. Ve öğreneceklerim olmasa burda işim nedir?  Yine de Ah hayalimdeki İzmir, en azından sen hep öyle kal :) 

#Sonbahar gitmek üzere. Ama ben ona doyamadım bu sene. Az daha kalsa ya :) 

#Sosyal medyadan epey uzaklaştım son dönem. Telefonla vakit geçirmekten de... İşin sırrı vakti programlamak ve sosyal medyaya atacağın şeyleri sevdiğin yakınlarına atmaktaymış meğer :)  İyi geldi. Tavsiye ederim. 

Tamam bugünlük de bu kadar olsun ;) Şu evden çıkıp, yeni öğrendiğim kitabevinin yolunu tutayım ve  sonbahar güneşinden az daha nasipleneyim. 
Herkeslere sevgiler ! :) 

29 Ağustos 2019 Perşembe

Amelie Kafası/4


Şöyle bi baktım da, uzun süredir bloğumun kutsal ayinlerinden biri olan beyin boşaltma işini ihmal etmişim.  Yani "Amelie kafası" köşesini... O vakit, hadi Bismillah... 

# Direniyorum direniyorum ama sonunda sanırım alnımın akıyla kullandığım Türk marka çamaşır deterjanını bırakıp nefret ettiğim o yabancı marka çamaşır deterjanına transfer olacağım.  Çünkü olmuyor. Beyazlamıyor çamaşırlarım. O markayı kullanan yakınlarımın çamaşırları ise sakız gibi :( Bazen idealist olmak, kötü ev kadınlığını da beraberinde getirir mi?  Getiriyormuş.  :/ 

#Tanıdığım bir  abla var.  Kadın pire gibi.  Beş dakika boş kalmıyor. Hep bir plan program ve hareket içinde. Onunla birlikteyken keyif çayı içemiyorum. Çünkü o hep servis tabaklarını toplama derdine düşüyor. O zamanlarda ben de çay içmeye devam edersem, kendimi göbeğini kaşıyan bakkal Murtaza gibi hissediyorum. 

#Demin biri beni öyle bi sinirlendirdi kiii.  Öyle böyle değil. Hani şeytan diyor aç ağzını yum gözünü. Ama sonra melek de diyor ki: Yok ya o kadar kasma. Hem annesini hem babasını rahatsızlandıkları için  aynı gün hastaneye getirmiş biri ne de olsa karşındaki. Şimdi kızılmaz ki buna. Meleğe hak verip şeytanı susturuyorum. 

#Mavi rengi fazla sevmiyor oluşuma rağmen İzmir'e geldim geleli mavi renkli kıyafetler  giyiyorum. Denize yakın olmanın tezahürü mü acep?  Ya da  kırk yaşımın akıp durulmuşluğunu mu yansıtmaya çalışıyor bilinçaltım. Belki  öyle ama bunun başka yolları da var. Bu işe bir el atmalıyım sanırım.  

#Ha bir de İzmir'de tesettür kıyafet bulma sorunsalı artık çözülmeli. Orta karar tesettür kıyafet bulmak çok zor burda. Ya Karamürsel sepeti gibi janjanlı şıkır şıkır göz kanatan kıyafetler ya da ninem zamanıma ait soluk beniz kıyafetler. Giyim zevkim felç geldim geleli.  Oysa bi Denizli böyle miydi ya. Ah gözünü seveyim.

#"Kıyamam" kelimesi dilime yapıştı kaldı. Yaşadığım yüzyılın Adile Naşit'i gibi sürekli birilerine kıyamayıp duruyorum dilimle. Sanırım içimdeki kahrolmayası insan sevgisinin en akışkan sözcüğü bu o sebep belki de.  

#Bence hastanelere pembe renkli moral köşeleri yapılmalı. Büyük rahat minderlerin atıldığı havadar mekanlar olmalı buralar. Güler yüzlü gençler hizmet etmeli. Okulların değerler eğitimi için gönderdiği öğrenciler olmalı bu gençler. Sohbet etmek isteyen yaşlıların (bazen genç de olabilir) dertlerini dinlemeliler. Sessizlik isteyen hastaları ise bir köşeye güzelce oturtup rahatsız etmemeliler. 

#Mutfakla aram çok iyi şu sıralar şükür. Bunda biraz çekirdek ailemin et yemeklerinden ve karbonhidrat tüketiminden uzaklaşma gereksinimi etkili sanırım. Böylece ait olduğum Ege mutfağına dair harika zeytinyağlılarımı döktürebiliyorum .Çünkü oldum olası sebze yemeklerinde çok iyiyim.  Oh nefis oluyor hepsi!  :) 

#Az önce üçüncü maddede yazdığım beni çok sinirlendiren kişi aradı. Telefonu meşgule attım. Meleğin işi tamamlanmadı demek halen :) 

#Her geçen gün daha iyi anlıyorum ki yazmak beni besleyen çok önemli bir kaynak. Ancak dengeli beslenmek için okuma seçimlerini de titizlikle devam ettirmem gerek.  

#Hastanelerle ilgili şu da yapılsın lütfen: Boş boş oturup etrafı seyreden hasta yakınlarını markaja alan birer görevli tayin edilsin. Boş bekleyen kimselere güler yüzle okuyacak bir şeyler ikram edilsin. Yani bu kişiler " Yok ben almayayım okumak beni tiksindiriyor " deseler bile onlara dünyayı, evreni, kültürleri anlatan sesli grafiksel anlatılar sunulsun. Yapılsın efendim.  Boş beklenilmesin. Gelişilsin. 

#Dekorasyonun, kişisel bakımın, herhangi bir  bilgi akışının, renklerin, hafif müziğin moralle yakından ilişkisi olduğunu düşünüyorum. Hayatımızda bunlara yer verirken ki seçimlerimiz de çok önemli.  

Bugünlük yetsin bu kadar.  Oh içim rahatladı!  Yaşasın Amelie köşesi!  ;) 
Sevgiler herkeslere :) 

Fotoğraf, yeğenimin bebişi için elimle yaptığım vosvos :) 


29 Nisan 2019 Pazartesi

Ortaya karışık


#Geçtiğimiz Cuma gecesi harika bir deneyim yaşadım. Onlıne yazarlık kursu almak müthiş bir deneyimdi benim için. Ve kurs alan diğer arkadaşların yazarlık heyecanını görünce yalnız olmadığımı bilmek de çok keyif vericiydi.

#Bu sabah kahvaltıya misafirim vardı, sonra kahveye başka arkadaşım geldi.Güne okuyarak başlamadığım günlerde birden Antartika'ya uçmuşum da o denli gurbette kalmışım hissine giriveriyorum nedense.

#İnsanların havadan sudan sohbet ederken konuyu ısrarla siyasete getirmeye çalışmasından daha itici bir şey var mı şu hayatta ?


# Üst kattaki doktor komşum piyano çalan minnak oğlunun çıkardığı seslerden dolayı bize rahatsızlık verdiklerini düşündüğü için üzüldüğünü söyledi geçen gün. Oysa minnağın çaldığı parçaları keyifle dinliyorum. Günden güne kendini geliştirmesi bana azim konusunda ilham veriyor.Mozart'ın Türk marşını tek çırpıda çalıyor. Ve ben bazen yazarken onun piyanosunun tuşlarından gelen naif notalarla doğaçlama fon müziği kazanıyorum. Bunu komşuma da söyledim. Mutlu oldu.

#Ramazanın yaklaşması bana heyecan veriyor. Bambaşka yaşamak istiyorum bu ramazanı. Bol enerjili. Bol paylaşımlı. Tek saniyesini bile ziyan etmeden. Hadi inşaallah...

#Bez bebek dikmeye başladım. Güzel sonuçlara ulaşırsam eğer paylaşırım bloğumda. Bebeğine sevinçle sarılan minnak kalpleri düşününce heyecanım artıyor.

#Bazı ilişkilerde samimi olabilmek için soğuk nezaketten özenle kaçınmak gerektiğini anladım geçtiğimiz hafta. Soğuk nezaketle yürüyecekse bu gemi, bi yığın adam var diyorsun. Sen acizliğini ve çaresizliğini de adam gibi koyabiliyosan ortaya o zaman benim için özelsin diyorum yani. Ya da tam tersi de geçerli. Sen samimi olmak istediğin birine, rahatça yetersiz olduğun yönleri açıp risk almalısın bazen. Böyle karmaşık şeylere mesai yapmasa beyin cillop olacak bende de. Ah işte genler...

#Ha bi de şunu öğrendim. Asla çok güçlü olduğunu düşünme. Çok fazla güç kaybettiren bir şey bu. Ama güçsüz olduğunu kabul etmek ise tablet tablet vitamine değer bir güç desteği.Yemişim kişisel gelişimcileri. Bu da aklımda olsun.

#Salonumdaki saksılardaki çiçekler, büyürken dikey pozisyon yerine yatay pozisyonu tercih ediyorlar. Böyle saksıların üstünde yayım yayım yayılmış kalanşolarım var. Relax olma konusunda bitkiler ev sahipleri ile senkronize mi yanii ? Bilim bunu açıklasın.

#Yaşadığım şehirde, yani İzmir'de bir kitap gurubu oluşturmak istiyorum. Yani senin gibi okumayı seven insanlarla arada bir buluşup okuduğunuz kitaplar üzerine sohbetler ediyorsunuz. Yeni kitaplardan bahsediliyor filan... Maksat senin gibilerle kaynaşma olsun. Hatta yazma gurupları da kuranlar varmış. Bunu araştırmaya başlıyorum en kısa zamanda.

#Binaların azametli dikey halleri ve de heybetli plaza girişleri içime sıkıntılar bastırıyor.

#Günlerce yazasım gelmesine rağmen şu ana kadar ki hayatımda tek bir yayınevine tek bir satır şey göndermemiş olmam gerçeği hayatımın özeti gibi karşımda durup durur. Seviyorum da çabalamıyorum ben. İnsan, eşya, iş her şey için bu geçerli sanki. Olmaz ki.

#Sosyal medyada canımlı cicimli yazmak samimiyetsizmiş. Bu da acımasız genelleme. Ne diyeyim ben şimdi karşımdaki blogcanın adını bilmiyorsam mesela. "Şşştt" mi diyeyim? "Huu kardeş"mi diyeyim? Tabiki nazikçe canım cicim  filan dicem. Yav zaten babannemin lakabı "Şekerim hacı" ise ben kromozomlarımı nereye kadar zorlayabilirim ki sert ve ketum olsunlar diye ? Hiç zorlayamam valla. Tabiki canım cicim derim. Ay hemen asıp kesmeyin  insanları allaseniz. 

#Bu hafta hastanede kontrollerim cillop gibi geçsin gitsin ve artık kan sulandırıcı iğne kullanmama gerek kalmasın diye dua ediyorum habire. Siz de duama katılın olur mu. Alın işte samimiyet ;)

Bugünkü Amelie kafası tarzı döktürmeler de bu kadar olsun canlar.
Selamette ve sevgide kalınız hepiciğiniz ! :)

Fotoğraf, Kızlarağası hanı, Kemeraltı/ İzmir

Hadi adını andık gücenmesin, şunu dinleyin de gidin ;) 


27 Mart 2019 Çarşamba

Amelie kafası-2



#Alyansımın üzerinde çizikler oluşması çok hoşuma gidiyor. Böylelikle az daha yaşanmışlık ilave ediyorum tek çatı altında "bir olmaya" somut anlamda. Şükür... 

#Salıları buluştuğum kızları çok seviyorum. Çünkü gurubumuza yeni birilerini alma yasağıma koşulsuz uyum gösteriyorlar ve de bolca konuşup atıp tutabildiğim vakitler yaşıyorum onlarla. Ufak cumhuriyetimin yegane vatandaşları. Onlara çok şükür... 

#Dikiş makinem ve ben  flört etmeye başladık bir iki gündür. Bana göz kırpıyor. Şunu yapalım mı bunu yapalım mı havasında planlar önüme seriyor. Anlık heyecanlarla içimi kıpır kıpır ediyor. Ama ben ağırdan alıyorum.Burun kıvırır gibi görünüp dönücem sana diyorum. Her el sallayana hemencik koşsaydık ohoo... Lakin aklım onda. 

#Artık farklı düşündüğüm yerlerde ve zamanlarda patlak fren gibi fırlayışlar yapmayı bıraktım. Yani inşaallah... Hatta "doğrudur belki" deyip susturucu takılmış kurşunlar bile sıkabiliyorum muhabbetlere. Sonra onlar görüşlerini ballandıra ballandıra anlatmayı sonlandırıyor. Tavsiye ederim.  

#Mutfağa her girişimde ocak tarafından işittiğim  "Geldi hasbam! " serzenişini duymazdan gelmeye başladım artık. Çünkü yok öyle bir ses. O benim bilinçaltı şeysim ve mutfak objeleri konuşmazlar.

#Ellerindeki dolarla araba almak istedikleri için doların yükselmesini dileyen insanlar var. Tek arabaya ülkeyi satma arzusu şahane narsizm örneği. Şükür onlardan biri daha çıkıyor hayatımdan. 

#Önceki gün izlediğim filmin halen etkisindeyim. Filmin ana kahramanıyla öyle özdeşleştim ki o kahramanı içimden atabildiğim zamanlarda günlük yaşantıma zar zor vakit ayırabiliyorum iki gündür. Onun dışında hep onunlayım. O da benimle... 

#Kitap, örgü, sinema ve de kaliteli iki üç insan sohbeti yıllardır aranan mutluluk formülünün en baş faktörleri bence. Erkek kişileri örgü yerine kendilerine uygun bir şey arayıp bulup koysunlar artık. Ama bulsunlar mutlaka. Mesela benim eşim kişisi için yemek yapmak. İyiki de yemek yapmak. Şükür :)

#Son tanıştığım iki yaşıtımın da birer genç kızları var. İki yaşıt arkadaşım oluyor derken yine iki yaşıtım tarafından "uçlarda bir kişilik" olarak görülüp iki genç kızın ise sevip özledikleri Bilge ablaları oldum yine. Bi gün normal bi yetişkinle kaliteli vakit geçirirsem dişimi kırıcam sanırım.

#Birazdan yemeğimi pişirip şehrin kütüphanesine gidecek olma heyecanı Avm de boş boş gezip alamadıklarına kederlenme psikolojisine yüz basar çok net. 

Hadi yetsin bu kadar. Daha bir sürü vardır eminim ıvır zıvır şey ama bugünlük bu kadar boşaltım kafidir :)

Sevgiler hepiciğimize ;)  

Fotoğraf, Bursa'dan... 


21 Mart 2019 Perşembe

Bugünden kalanlar...




#Neşede, hüzünde, haksızlıkta ya da zaferde... İçinde tutup dışarı çıkmasına izin vermediğin  kelimelerin her biri ruhunun gıdası olup seni güçlendirmeye yarıyor. Ruhunu aç bırakmamak için sus... 

#Vazgeçmek mucizevi bir kazanç unsuru. Vazgeçebildiğin kadar özgürsün. 

#Planların 24 saati aşmasın. 

#İnadını kırmak hayatta gösterdiğin en yüksek başarı ölçütü. 

#Aklı bir ekmek olarak görüyorsan iyi niyet mutlaka ekmeğin tereyağı olsun.

#Gösterdiğin en güçlü mukavemet, genel temayülün kişisel menfaat eksenli tavrına karşın toplumsal menfaati savunmak üzere olsun. 

#Her insanın kalbinde en az seninkinde olan kadar merhamet var. Diplerde olması yok olduğunu göstermez sen çekip çıkarmaya bak.

#Bolca oku, yaz ve ellerini çalıştır. İyi bir yemek yapar gibi, hepsinden belli oranda ve uygun zamanlamayla nasiplen.

#Her gün 24 ayar altın. Borsa değerini ise senin zamanı kullanma anlayışın belirler. 


Bugünden de bunlar not düşüldü ömrün tarihçesine.

Sevgiler canlar... ;) 

Fotoğraf, Konak/İzmir 

27 Şubat 2019 Çarşamba

Kadınlar günü şeysi...


# Dün aile büyüklerimden birini kırmamak için katıldığım kadınlar gününün son bir saatinde, baş ağrım tavan yaptığı için tüm anlatılanları sinek vızıltısı olarak işittim. 

#Kadınlar tamamen oturma şekillerine göre yanlarına denk gelen kadınlarla ufak sohbetler açıp konuşmaya başlayarak  odanın içinde dağınık bir uğultunun oluşmasını sağlıyordu. 

#Ellili yaşlarda olduğunu tahmin ettiğim bir teyze oğlunun düğünü için aldığı bol pullu mor elbiseyi anlatırken kafasının üstünden çıkardığı  kalpler tavana fırlıyordu.

#İçlerinden bir tanesi diğeri için "Bu para harcamayı çok seviyor valla" diyordu. "Ver eline iki üç bin lirayı bir saat içinde harcayıp gelsin." Bir iki dakika sonra da ülkedeki olası bir kıtlık halinden bahsedildi. Durum iyiye gitmiyor denildi. Maaşlarımız kesilirse naparız diye dertlenildi.

#İyi bir fakültenin iyi bir bölümünde son sınıfta  okuyan evin genç gelin adayı, ders çıkışı gelip ikram servisine yardım ederken tam da bir Osmanlı gelini edasında hareket ediyordu. Acaba evlendikten sonra da iş çıkışı gelip kayınvalidesinin gün muhabbetine dahil olur muydu ?  (İnşaallah hep birlikte olurlardı) 

#İkram tabaklarında börek seçeneği ikiye çıkmıştı. Tek börek seçeneğini bile başarıyla kıvıramayan ben, iki çeşit böreği de afiyetle yerken başımın derdi ikram sorunsalına yine keyifsiz bir bakış fırlatmıştım.

#Salon parkelerinin üstüne nostaljik bir halının serilmiş olması beni keyiflendiren tek detaydı. Bazı yerleri yıpranmış bazı yerleri daha sağlam eski zaman bir el işleme halının desenlerini inceleyip dururken ben, kadınlar hunharca gezilesi alışveriş yerlerinden konuşuyorlardı.

#Orta yaş ve üzeri kadınların toplandığı her mekanda zamane gençliğinin sağlam bir dedikodusu icra ediliyor bu çok net. Ama bu zamane neslin yetiştirilmesinin de bu orta yaş ve üzeri guruba ait bir mevzu olduğu üzerinde pek durulmuyor o da çok  net. 

#Pembe fuşya eşarbı taktığım için ev sahibesi bana dönüp "sen nasılsın bitanem" diye sordu sorusunu. Yaş skalamın yine altlarda tahmin edildiğini düşünürken gülümseyip "İyiyim sağolun siz nasılsınız " dedim sadece. Ama içimden dediğim şuydu " Ay kırkına gelmişim nasıl olayım iyi valla. Her pembe fuşya eşarplıyı genç çıtır görmeyin beaa ! Bazıları o eşarpları mahalle baskısıyla da örtebiliyor işte." 

#Evin aile büyüğü bana bakarak "Pek tatliş bir gelininiz var, huyu da güzel mi ?" diye sordu kayınvalideme. O esnada az biraz satın alınmış yeni eşya hissiyatı yaşamadım değil. Bi yandan da hep söyleniyordum kendime "ah bunlar hep fuşya pembe yüzünden!" 

#Gün sonu gelip akşam yemeklerimizi yerken büyük bir görevi yerine getirmiş olmanın rahatlığıyla eşim kişisine günün detaylarını anlattım kıkırdaya kıkırdaya. Buna rağmen sözüm bitince bana sorduğu soru manidar : Sen strese mi girdin bugün biraz  ?  :)) 

#Akşamına güzel kalpli arkadaşlarımla buluşurken yine aynı fuşya pembe eşarbı taktım mecburiyetten. Dalga geçileceğimi de hesaba katarak az tedirgindim ama herkes sadece "iyi ki geldin!" havasındaydı ve ben içimden geçirdim "Ohh işte bu insanların arası benim yerim :) 

Kadın günleri çılgınca icra edilen ritüeller memleketimizde ;) Dün de böyle bir gündü işte. Ama yine de ara sıra katılıp gündemin nabzını tutmak lazım diye düşünüyorum artık. Hem büyükleri memnun etmek hem de bizim gibi kitap şeysi canlıların azıcık sosyalleşmesi adına... Bu arada iyi ki Amelie kafası kategorisini açtım da içimi boşaltıyorum buraya da işte. 
Sevgiler blogcanlar ! :) 
Fotoğraf, Alaçatı'dan... 


21 Şubat 2019 Perşembe

Amelie kafası :)

   Amelie filmini izlemeyen insan evladı kalmamıştır sanırım. İtiraf edeyim film bana bütünü itibariyle az biraz sıkıcı gelmiştir ama orjinal anlatımı dolayısıyla yine de tarafımdan takdir ödülünü kapmıştır. Ha bunun yanı sıra da uluslararası platformda da bir kamyon kadar ödülü cukkalamıştır ama tarafımdan alınan bir ödül yanında bu ıvır zıvır şeysilerin ne hükmü vardır ?
   Filmde sevdiğim şeylerden biri, giriş kısmında her detayın en saçma sapan ayrıntısına kadar verildiği tanıtım açıklamaları diğeri de tabi ki ödüllere doymayan Yan Tiersen film müzikleridir. (Hatta yakınlarımdan gelen eleştirilere aldırmadan bunları telefonuma arama müziği olarak ayarlamışlığım vardır)
   Neysem bugün Cumartesi olmadığı için amacım film tavsiyesi yapmak değil bloğuma açtığım yeni kategorinin duyurusunu yapmaktır.
"Amelie kafası" bölümünde içimden geçenleri birbiriyle bağlantısız şekilde yazarak beyin boşaltımı eylemini gerçekleştirmiş olucam canlar. Tıpkı Amelie filminin girişindeki açıklama kısmı gibi yani. Aslında her birinize de tavsiye ederim. İyi geleceğine eminim. Hem size hem okuyana... O vakit başlayalım ;)