Geçtiğimiz anneler gününde almıştı bu kitabı sevgili eşim. Annelik nasip olmadı bana. Şu saatten sonra olur mu bilmem. Rabbim bilir. Hiç bir konuda ihtirasla istememeyi öğretti yıllar bana. Annelik de öyle bir arafta konu benim için. Olsa süper olur ama olmuyorsa da vardır Mevla'nın bir bildiği düşüncesindeyim yani. Sevgi dolu anne evlat diyaloglarına bayılırım, bebişlere her türlü tav olup dibim düşene kadar hayran kalırım filan... Ama yine de böyle şeylerin içimde yakıcı hisler oluşturmasına fırsat vermiyorum şükür. Rabbimin izniyle tabi...
Ne var ki şu anneler günü gelip çatınca az biraz dengem oynuyor. Yani belki de çok biraz :) Bilemiyorum artıkın. Hayır rahmetli anneciği kaybetmişim 2010 da. Kendimin de bir evladı yok halihazırda. Ama her yer "anne anne!" nidalarıyla inlerken iç sesi susturmak zor tabi. Her şeyin ama her şeyin, tüm varlıklarımızın ve yokluklarımızın da Allah'tan gelen güzel birer mektup olduğu gerçeğini hatırlayarak pansuman etmek var ya hani dertleri... İşte o süper bir şey. Anında kalıcı etki. Bin şükür...
Yine de geçtiğimiz anneler günü dedim ki kocam kişisine: " Bak kocacım ! Doğum günümde istemem evlilik yıldönümü filan da tırt! Ama anneler gününde bana hediye alacaksın! Kitap olursa makbule geçer! " Ay ne yapayım onun akıl etmesini mi bekleyeyim? Hiç bekleyemem. Arabada gidiyorduk. Canımcım hemen hay hay deyip rotasını değiştirdi arabanın. En yakın kitapçıya gidip mutlu etti beni. Cemil Meriç'in "Bu ülke" siyle buluşmamız böyle oldu işte :)
Şu fikir kitabından bahsetmek için bu alakasız girişi yapmak da bana özgü yapacak bir şey yok :)
"Bu ülke" bir iki kez okunası bir kitap bence. Daha çok bir ansiklopedi havasında sanki. Yazarın dönemine ve öncesine dair fikir adamları,akımlar,tarihi gelişmeler ve dillendirilmeyen onca gerçeğin en objektif şekilde aktarımı yapılmış. Ayrıca Cemil Meriç'in biyografisi de mevcut kitapta. Fildişi kulesini kıskanmamak mümkün değil. O da ne derseniz yazarla birlikte efsaneleşen bir metafor diyebiliriz belki. Cemil Meriç gibi fikir adamlarının değerinin yaşarken bilindiği özel bir dünya hayal ediyorum. Ne güzel olurdu.
Kitaptan bir kaç alıntıyla sonlandırayım yazıyı.
"Din, aşk, şiir. Boşlukta yuvarlanan insanın, bir yıldıza attığı merdivenler..."
"Münakaşa eden iki insan... Aynı graniti yontan iki heykeltıraş, aynı hakikati arayan iki yol arkadaşı, hedefi tahrip değil terkiptir bu kavganın.... "
"Denize attığın bir şişe her kitap. Asırlar kumsalda oynayan birer çocuk, içine gönlünü boşlattığın şişeyi belki açarlar, belki açmazlar."
Ah ruhum... Diyor insan değil mi. Okuyalım güzelleşelim be canlar. Tavsiyemdir kitap. Sevgiler herkeslerime :)
Okuduklarımdan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Okuduklarımdan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
30 Temmuz 2019 Salı
7 Şubat 2019 Perşembe
Bereket üzerine...
Etiketler:
bereket,
dergi,
Okuduklarımdan,
okumak,
Semerkand dergi,
vakit,
varlık,
yazmak,
yokluk,
zaman
17 Ocak 2019 Perşembe
Kalp daralması üzerine...
Bugün bahsetmek istediğim çok önemli bir şey var. Dün okuduğum satırlardan süzülen bir konu : Ruhun kabz hali, yani kalp darlığı.
Bazen şöyle şeyler hissedebilirsiniz: "Pöff bugün işe gitmek hiç canım istemiyor!" Ya da "Allahım yine kalk yine bir sürü ev işi, ay yangın var diye bağırıcam. " Ya da dünyanın en mutluluk verici pozisyonunda olsanız bile içinizde şöyle fısıldayan bir ses olabilir " Her şey mükemmel gözüküyor ama içim neden ferahlamış değil ?? "
İşte tüm bunların nedeni Rabbin belli bir süreliğine kalbinizi imtihana tabi tutmasından mütevellid. Yani evrendeki tüm olumlu koşullar bir araya gelse bile o kalp sıkılacak kaçarı yok. Müslüman şahsın burda sergilemesi gereken tavır şu : Her şeyden önce bunun geçici bir süreç olduğunu kesinlikle bilecek. Allah'tan geldiğini ve sığınılacak tek mercinin de yine Yaradan olduğunu iyice kafasına yerleştirecek. Ha bu süreyi biraz içine dönüp Yaradanıyla yakınlık kurma belki bazı şeylerle yüzleşip özür dileme(tövbe etme) ya da tefekkür etme şeklinde değerlendirirse de bu süreci tadından yenmez bir sükunetle atlatabilir. Hoş olur... :) Her şeyden önce şunu düşünmeli aslında : Muhatap alındıysam özelim demek ki...
Özetle, zaman zaman belki yaptığımız hatalar belki de Rabbin kula kendini hatırlatması bazen de kalbinde dünya sevgisinin azaltılması gibi nedenlerle kalp darlığı imtihanına tabi olabiliriz ama geçici bir süreç olduğunu ve çözümüm yine en sevgiliye sığınmak olduğunu kesinlikle akıldan çıkarmazsak ağır hasarsız atlatıveririz inşaallah.
Ha bu arada bahsettiğim şeyler tabiki sadece inanan kesim için geçerli olan şeyler. Ateist deist filan kardeşler okuyorsa şayet onlara da genel kültür olmuştur işte:) Var mıdır acaba? Varsa da yoksa da herkese selam artıkın.
Evet daha kahvaltı yapılmamış, evde bir yığın iş, öğleden sonra da planlı programlı ve de telefondan anca bu kadar yazabildim canlar. Rabbim kalplerimize selamet versin inşaallah. Ve de kaçtım benn !!
Not: Fotoğraf, salon penceremden kalbi daralan İzmir silueti. Nasıl da konuya cuk oturmuş değil mi ama :)))
Bazen şöyle şeyler hissedebilirsiniz: "Pöff bugün işe gitmek hiç canım istemiyor!" Ya da "Allahım yine kalk yine bir sürü ev işi, ay yangın var diye bağırıcam. " Ya da dünyanın en mutluluk verici pozisyonunda olsanız bile içinizde şöyle fısıldayan bir ses olabilir " Her şey mükemmel gözüküyor ama içim neden ferahlamış değil ?? "
İşte tüm bunların nedeni Rabbin belli bir süreliğine kalbinizi imtihana tabi tutmasından mütevellid. Yani evrendeki tüm olumlu koşullar bir araya gelse bile o kalp sıkılacak kaçarı yok. Müslüman şahsın burda sergilemesi gereken tavır şu : Her şeyden önce bunun geçici bir süreç olduğunu kesinlikle bilecek. Allah'tan geldiğini ve sığınılacak tek mercinin de yine Yaradan olduğunu iyice kafasına yerleştirecek. Ha bu süreyi biraz içine dönüp Yaradanıyla yakınlık kurma belki bazı şeylerle yüzleşip özür dileme(tövbe etme) ya da tefekkür etme şeklinde değerlendirirse de bu süreci tadından yenmez bir sükunetle atlatabilir. Hoş olur... :) Her şeyden önce şunu düşünmeli aslında : Muhatap alındıysam özelim demek ki...
Özetle, zaman zaman belki yaptığımız hatalar belki de Rabbin kula kendini hatırlatması bazen de kalbinde dünya sevgisinin azaltılması gibi nedenlerle kalp darlığı imtihanına tabi olabiliriz ama geçici bir süreç olduğunu ve çözümüm yine en sevgiliye sığınmak olduğunu kesinlikle akıldan çıkarmazsak ağır hasarsız atlatıveririz inşaallah.
Ha bu arada bahsettiğim şeyler tabiki sadece inanan kesim için geçerli olan şeyler. Ateist deist filan kardeşler okuyorsa şayet onlara da genel kültür olmuştur işte:) Var mıdır acaba? Varsa da yoksa da herkese selam artıkın.
Evet daha kahvaltı yapılmamış, evde bir yığın iş, öğleden sonra da planlı programlı ve de telefondan anca bu kadar yazabildim canlar. Rabbim kalplerimize selamet versin inşaallah. Ve de kaçtım benn !!
Not: Fotoğraf, salon penceremden kalbi daralan İzmir silueti. Nasıl da konuya cuk oturmuş değil mi ama :)))
Etiketler:
blog,
blogger,
dergi,
hasbihal,
ilim,
kabz,
kalp,
kitap,
kültür,
okuduklarım,
Okuduklarımdan,
okumak,
ruh,
Semerkand dergi,
yazmak
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)


