Biraz duygusal etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Biraz duygusal etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

26 Şubat 2019 Salı

Yaşadığım öyküler / A.

   

   Onun  adını direk yazmayayım da A. diyeyim sadece. Çünkü bana hep sorup duruyor, ne zaman yazmaya başlayacaksın yeniden diye. Ona bloğumu söylemedim henüz, yazmaya başladığımı da... 

20 Şubat 2019 Çarşamba

İnsan ve çevre

   İzmir'e yeni taşındığım günlerde vaktimin sadece bana ait olmasını sağlamak için bazı kararlar almıştım. Hayatımdaki insan sayısını az tutacaktım. Arkadaşlık adı altında boş muhabbetler angarya görüşmeler gibi vesair şeylerden uzak durulacaktı. Hayatıma mecburi dahil olanların ise (aile gibi yakın komşular gibi...) vaktimi düzenli kullandığımı bilmelerini sağlayacaktım. Yani kulağa çok yabani kararlar gibi gelebilir ama benim için tek önemli olan Mevla'nın rızasına uygun yaşamaktı, ve vaktin gram miktarı dahi ziyanına gönlüm razı değildi.O günlerde böyle düşünüyordum en azından. Hayatımda kuvvetle bağlı olduğum şeyler;  dergilerim, kitaplarım ve kendi tercihlerim doğrultusunda geçirebildiğim vaktim olmuştu sadece. Böyle yaşamak bana iç huzur sağlıyordu. Dingin bir ruh hali ve de bolca neşe.Lakin zaman içinde tuhaf bir şey oldu.

14 Şubat 2019 Perşembe

Yaşadığım öyküler

   Beni onunla gören etrafımdaki herkes "Onunla arkadaşlığını gözden geçir" diyordu. Sürekli onu etrafa savunmak zorunda kalıyordum :  "Bakın o aslında çok iyi biri, bakmayın frapan giyimine havalı duruşuna...Bana çok iyiliği dokundu zor zamanlarımda. Hep yanımdaydı. Özünde iyi biri o... "Burun kıvırıp geçiyordu insanlar. Bir süre sonra onları inandırmaya çalışmaktan da vazgeçtim. Ama ben hep onun çok iyi bir dost olduğuna inanmaya devam ettim. Neden ? Kafamdaki matematik hep şuydu: Çünkü bana çok iyiliği dokunmuştu. Ona yüz çevirmek vefasızlık olurdu.Vefasızlık kitabımda yazmazdı

6 Şubat 2019 Çarşamba

Biraz duygusal...

   Annem beni büyütürken bir kız çocuğuna yüklenmesi gereken somut donanımları hep es geçti. İsteyerek yaptı ya da şartlar onu gerektirdi bilemiyorum. Belki ben de çok istekli bir öğrenci olamadım gündelik hayata karışma konusunda. Bir şekilde yaşıtlarımın güncellemesi zamana ve şartlara karşı habire yenilenirken, ben hep gerilerde kalıyordum. Mesela bakıyordum, yaşıtlarım bazen evin o günkü yemeğini tek başına yapabiliyordu. Ama ben halen  önüne hazır getirilen yemeği  yemem için yalvarılan yaşa takılı kalmıştım...Bilge kitap okumak istiyorsa onu okusundu. Meşru dairede ne yapmak istiyorsa onu yapsındı hep. Annecim rahmetli, beni 40 yaşları civarında doğurmuştu. Evin en küçüğüydüm.Bazen benimle ilgili olarak şöyle derdi: "Bunu keyif çocuğu olarak doğurdum. Elini sıcak sudan soğuk suya sokmak istemiyorum, öyle de bir hayat yaşasın inşaallah" Ah kuzum...