oku etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
oku etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

21 Mart 2019 Perşembe

Bugünden kalanlar...




#Neşede, hüzünde, haksızlıkta ya da zaferde... İçinde tutup dışarı çıkmasına izin vermediğin  kelimelerin her biri ruhunun gıdası olup seni güçlendirmeye yarıyor. Ruhunu aç bırakmamak için sus... 

#Vazgeçmek mucizevi bir kazanç unsuru. Vazgeçebildiğin kadar özgürsün. 

#Planların 24 saati aşmasın. 

#İnadını kırmak hayatta gösterdiğin en yüksek başarı ölçütü. 

#Aklı bir ekmek olarak görüyorsan iyi niyet mutlaka ekmeğin tereyağı olsun.

#Gösterdiğin en güçlü mukavemet, genel temayülün kişisel menfaat eksenli tavrına karşın toplumsal menfaati savunmak üzere olsun. 

#Her insanın kalbinde en az seninkinde olan kadar merhamet var. Diplerde olması yok olduğunu göstermez sen çekip çıkarmaya bak.

#Bolca oku, yaz ve ellerini çalıştır. İyi bir yemek yapar gibi, hepsinden belli oranda ve uygun zamanlamayla nasiplen.

#Her gün 24 ayar altın. Borsa değerini ise senin zamanı kullanma anlayışın belirler. 


Bugünden de bunlar not düşüldü ömrün tarihçesine.

Sevgiler canlar... ;) 

Fotoğraf, Konak/İzmir 

1 Mart 2019 Cuma

Fatiha/3


   Cumaları İstiridye avcılığı geleneği  üzere Bahrü'l Medid'den alıntılar paylaşıyorum malum.Elbetteki istiridyedeki inciler mahiyetinde ayetler hepsi.  Bahrü'l Medid, kıymetli bir tefsir. Geçtiğimiz günlerde başladım okumaya, okudukça da alıntılar ekliyorum cumaları bloğuma. Bloğumu yeni okuyanlar için  bu kısa açıklamayı yaptıktan sonra  Fatiha'dan bir ayetle devam ediyoruz bu hafta. 

Fatiha/3 : "O Allah, rahmandır, rahimdir."

O "rahmandır"(rahmeti sonsuzdur), bu sebeple yarattıklarına varlık ve vücut nimetini ihsan etmiştir. O rahimdir( çok merhamet edendir), bu sebeple bütün yarattıklarına sürekli yardım etmekte, onlar için lazım olan her şeyi kendilerine vermektedir.İbn Ataullah İskenderi, Hikem adlı eserinde bunu şöyle ifade eder: 

"İki nimet var ki varlık ondan uzak kalamaz. Bu iki nimet her yaratılan varlık için muhakkak lazımdır.Bu nimetlerin biri yaratılma, diğeri de ilahi yardımla desteklenip yaşatılma nimetidir. Yüce Allah her varlığa onu önce yaratmakla nimet verdi, peşinden ona sürekli nimetini akıtarak nimet vermeye devam etti." 

Şu halde, rahman sıfatı, varlıkları yaratmayı ve ortaya çıkarmayı gerektirdi. Rahim sıfatı da onların ihtiyacını gidermeyi ve kendilerine sürekli yardım etmeyi gerektirdi.
.
.
.
Allah, dünya ve ahirette rahmandır. Allah dünyada mü'min kafir bütün kullarına rahmet etmekte, onlara hayat, sıhhat,rızık gibi çeşitli nimetler vermektedir. Ahirette de mü'min kullarına özel rahmet ve ihsanları devam edecektir.

Allah ahirette rahimdir; çünkü orada sadece mü'minlere rahmet edecektir.

Diyerek anlatmaya devam eder tefsir. Her bi ayetin sayfalarca açıklamasını okumak oldukça doyurucu bir bilgilendirme oluyor. Halen yalnızca meal okuyarak Kur'an'ı anladığını düşünenler varsa onlara tefsir okumalarını ısrarla tavsiye ederim. 

Eveeet, Rabbimizin Rahim ismiyle muamele görenlerden olmak duasıyla herkeslere güzel cumalar diliyorum canlar :)
Not: Fotoğraf Manisa'daki camilerden birine ait ama hangisine unuttum :) 
Sevgiler... 

22 Şubat 2019 Cuma

Bahrü'l Medid / Fatiha'dan...

   
Cumalar güzel olsun ahali :)  Cuma geleneği olarak Bahrü'l Medid'den paylaşımlara devam ediyorum. Fatiha suresine geldi sıra bu hafta. Fatiha'nın Kur'an'da özel bir yeri olduğunu biliyordum ama sayfalarca tefsiriyle karşılaşınca gerçekten de kapsül mahiyetinde bir kıymeti olduğunu daha iyi anladım. Bu paylaşımları sıkmasın ama akılda küçük de olsa notlar bıraksın diye özellikle kısa tutuyorum. Bu hafta sadece Fatiha suresi'nin isimlerinin anlatıldığı bölümü ekliyorum mesela. Allah ömür verirse haftaya ayetlerinden bir kaç alıntıy
la devam ederiz inşaallah. 

6 Şubat 2019 Çarşamba

Biraz duygusal...

   Annem beni büyütürken bir kız çocuğuna yüklenmesi gereken somut donanımları hep es geçti. İsteyerek yaptı ya da şartlar onu gerektirdi bilemiyorum. Belki ben de çok istekli bir öğrenci olamadım gündelik hayata karışma konusunda. Bir şekilde yaşıtlarımın güncellemesi zamana ve şartlara karşı habire yenilenirken, ben hep gerilerde kalıyordum. Mesela bakıyordum, yaşıtlarım bazen evin o günkü yemeğini tek başına yapabiliyordu. Ama ben halen  önüne hazır getirilen yemeği  yemem için yalvarılan yaşa takılı kalmıştım...Bilge kitap okumak istiyorsa onu okusundu. Meşru dairede ne yapmak istiyorsa onu yapsındı hep. Annecim rahmetli, beni 40 yaşları civarında doğurmuştu. Evin en küçüğüydüm.Bazen benimle ilgili olarak şöyle derdi: "Bunu keyif çocuğu olarak doğurdum. Elini sıcak sudan soğuk suya sokmak istemiyorum, öyle de bir hayat yaşasın inşaallah" Ah kuzum... 

23 Ocak 2019 Çarşamba

İç seslerimiz

   Bir aile büyüğüm vardı... Günlerce konuşmamıştık zamanında. Sebebi  kalbimi çok kıran bir şey söylemesiydi. Büyük olarak ona yakıştıramadığım bir şeydi. Sık sık arardım önceleri aramaları kesmiştim. Beraber olduğumuzda yüzüme düşen gölgeye de engel olamıyordum. Fark etmiş tabi. Bir gün bana dedi ki : Tavrını beğenmiyorum, bir şeyler var sende. Yalnız bu ifade "otur konuşalım" tarzında değildi pek. Daha çok şikayet ve azar şeklindeydi. 
   O an... İşte o kritik an, evrensel trip mekanizması işleseydi "Yok bir şeyim" deyip ortamı terk eder giderdim. Ve belki araya giren bir küslük... Daha uzun ayrılık... Belki üzerime düşen bir sürü hakkı vardı ve hepsi öylece muallakta asılı kalacaktı. Yani o tek trip cümlesini söylersem eğer... Sadece tek cümle : "Yok bir şeyim"
   O an için çok dua etmiştim öncesinde. Sevdiğim bir kişiydi çünkü. (Siz o kişi yerine eşinizi koyun, annenizi, babanızı, arkadaşlarınızı v.s.) Onu kaybetmek istemiyordum. Ayrıca kalbini kırmak da istemiyordum. Hayat boyu, kalp kırarak elde edilen başarılar bana pek gerçek  başarı gibi gelmemiştir zira. Büyüklerin kalbi de kolay kırılır malum.  Bu yüzden, vakti geldiğinde  kendimi en saf şekilde ifade edebilmek için çok dua etmiştim. İşte şimdi o an gelmişti. Hadi bakalım Bilge dedim kendime. Sahne senin. Sabır mı nefsin mi ? Öyle zor bi andı ki. Nefsim bas git diyordu aslında bas git ! Sana söylediğini hatırla ve "yok bişeyim" deyip bas git ! Diğer yanda vicdanım ise yapamazsın diyordu yapamazsın... Medeniyet konuşmayı telkin eder. Anlat derdini, konuş. Allahım bana yardım et diyordum bi yandan. Onun yardımı olmadan en cevval hatipler susup kalmaz mı, onun yardımı olmadan en kuvvetli savunmalar cılız bir sese dönmez mi.Öyle... 
   Gözlerimin içine bakmaya devam ediyordu sorar mahiyette... Allah'ın yardımı yetişti. İçimdeki bas git diyen  sesi kesti önce. Sonra oturdum karşısına. Usul usul anlatmaya başladım. Bak böyle böyle böyle... 
   O da derdini anlattı. Meğer benim anladığımdan çok başka bir şey söylemek istemiş o an. Ve daha önemli bir şey söyledi sonunda. Sen kalbine benimle ilgili böyle bir düşünce gelince, tabloya neden en geniş açıdan bakmadın ? Benim o maksatla seni üzmek istemeyeceğimi neden düşünemedin? Bi kaç saniye sessizlik... Diyemedim ki, "Seslerim var benim... İçimde derinlerde... Konuşup duran sesler. Onlar bazen düşünmemi engelliyor.O sebeptir herhalde."
   İçimizde sesler var cidden. Bıdı bıdı konuşup duran. Bazen en yakınlarımızı o sesler yüzünden kırıyoruz. O sesler yüzünden de çokça kırılıyoruz. O sesi susturup Mevla'nın verdiği asıl sesi kullanmak ve konuşmaya başlamak... Aslında tüm yapmamız gereken bu iken, biz tam tersini yapıyoruz. İşler bazen bu yüzden çıkmaza giriyor işte.
  Neyse o gün öptüm onu yanaklarından. Sarıldım sıkı sıkı.. Haksız olduğumu bile bile şöyle dedim yine de : " Bi daha bana böyle şeyler hissettirme sen de !"  İç ses pes etmez ki hiç :)

Günaydın canlarr! Tüm o güzel canları taşıyanlar ! Arada böyle ufak hikayeler yazıp blogda bunun için  bir kategori açayım diyorum. Ne dersiniz ? :)

Şuraya müzğimi de koyar giderim. Ama gece dinleyin olur mu, gündüz için aşırı sakinlik verebilir, işler güçler kalmasın  :)