müzik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
müzik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
29 Nisan 2019 Pazartesi
Ortaya karışık
#Geçtiğimiz Cuma gecesi harika bir deneyim yaşadım. Onlıne yazarlık kursu almak müthiş bir deneyimdi benim için. Ve kurs alan diğer arkadaşların yazarlık heyecanını görünce yalnız olmadığımı bilmek de çok keyif vericiydi.
#Bu sabah kahvaltıya misafirim vardı, sonra kahveye başka arkadaşım geldi.Güne okuyarak başlamadığım günlerde birden Antartika'ya uçmuşum da o denli gurbette kalmışım hissine giriveriyorum nedense.
#İnsanların havadan sudan sohbet ederken konuyu ısrarla siyasete getirmeye çalışmasından daha itici bir şey var mı şu hayatta ?
# Üst kattaki doktor komşum piyano çalan minnak oğlunun çıkardığı seslerden dolayı bize rahatsızlık verdiklerini düşündüğü için üzüldüğünü söyledi geçen gün. Oysa minnağın çaldığı parçaları keyifle dinliyorum. Günden güne kendini geliştirmesi bana azim konusunda ilham veriyor.Mozart'ın Türk marşını tek çırpıda çalıyor. Ve ben bazen yazarken onun piyanosunun tuşlarından gelen naif notalarla doğaçlama fon müziği kazanıyorum. Bunu komşuma da söyledim. Mutlu oldu.
#Ramazanın yaklaşması bana heyecan veriyor. Bambaşka yaşamak istiyorum bu ramazanı. Bol enerjili. Bol paylaşımlı. Tek saniyesini bile ziyan etmeden. Hadi inşaallah...
#Bez bebek dikmeye başladım. Güzel sonuçlara ulaşırsam eğer paylaşırım bloğumda. Bebeğine sevinçle sarılan minnak kalpleri düşününce heyecanım artıyor.
#Bazı ilişkilerde samimi olabilmek için soğuk nezaketten özenle kaçınmak gerektiğini anladım geçtiğimiz hafta. Soğuk nezaketle yürüyecekse bu gemi, bi yığın adam var diyorsun. Sen acizliğini ve çaresizliğini de adam gibi koyabiliyosan ortaya o zaman benim için özelsin diyorum yani. Ya da tam tersi de geçerli. Sen samimi olmak istediğin birine, rahatça yetersiz olduğun yönleri açıp risk almalısın bazen. Böyle karmaşık şeylere mesai yapmasa beyin cillop olacak bende de. Ah işte genler...
#Ha bi de şunu öğrendim. Asla çok güçlü olduğunu düşünme. Çok fazla güç kaybettiren bir şey bu. Ama güçsüz olduğunu kabul etmek ise tablet tablet vitamine değer bir güç desteği.Yemişim kişisel gelişimcileri. Bu da aklımda olsun.
#Salonumdaki saksılardaki çiçekler, büyürken dikey pozisyon yerine yatay pozisyonu tercih ediyorlar. Böyle saksıların üstünde yayım yayım yayılmış kalanşolarım var. Relax olma konusunda bitkiler ev sahipleri ile senkronize mi yanii ? Bilim bunu açıklasın.
#Yaşadığım şehirde, yani İzmir'de bir kitap gurubu oluşturmak istiyorum. Yani senin gibi okumayı seven insanlarla arada bir buluşup okuduğunuz kitaplar üzerine sohbetler ediyorsunuz. Yeni kitaplardan bahsediliyor filan... Maksat senin gibilerle kaynaşma olsun. Hatta yazma gurupları da kuranlar varmış. Bunu araştırmaya başlıyorum en kısa zamanda.
#Binaların azametli dikey halleri ve de heybetli plaza girişleri içime sıkıntılar bastırıyor.
#Günlerce yazasım gelmesine rağmen şu ana kadar ki hayatımda tek bir yayınevine tek bir satır şey göndermemiş olmam gerçeği hayatımın özeti gibi karşımda durup durur. Seviyorum da çabalamıyorum ben. İnsan, eşya, iş her şey için bu geçerli sanki. Olmaz ki.
#Sosyal medyada canımlı cicimli yazmak samimiyetsizmiş. Bu da acımasız genelleme. Ne diyeyim ben şimdi karşımdaki blogcanın adını bilmiyorsam mesela. "Şşştt" mi diyeyim? "Huu kardeş"mi diyeyim? Tabiki nazikçe canım cicim filan dicem. Yav zaten babannemin lakabı "Şekerim hacı" ise ben kromozomlarımı nereye kadar zorlayabilirim ki sert ve ketum olsunlar diye ? Hiç zorlayamam valla. Tabiki canım cicim derim. Ay hemen asıp kesmeyin insanları allaseniz.
#Bu hafta hastanede kontrollerim cillop gibi geçsin gitsin ve artık kan sulandırıcı iğne kullanmama gerek kalmasın diye dua ediyorum habire. Siz de duama katılın olur mu. Alın işte samimiyet ;)
Bugünkü Amelie kafası tarzı döktürmeler de bu kadar olsun canlar.
Selamette ve sevgide kalınız hepiciğiniz ! :)
Fotoğraf, Kızlarağası hanı, Kemeraltı/ İzmir
Hadi adını andık gücenmesin, şunu dinleyin de gidin ;)
6 Mart 2019 Çarşamba
Avladığım inciler !
Bu haftaya ufak tefek yeniliklerle başladım sanki :)
"Yeni" güzel bir kelime. Kelimelerin sihrine inanıyorum kesinlikle. Her yeni, bir parça daha değişim ve gelişim demek. Ama bunun illa da parayla ya da çılgın alışverişlerle ilişkilendirilmesi toplumumuz için önemli handikaplardan. Aslında hepimiz keşif tutkusuyla coşan avcılar olsak, avlanmak için herkesin dolandığı yerlere değil de içinde yaşadığımız atmosfere göz atsak... Ne istiridyeler, ne inciler buluruz kimbilir :)
İşte bu hafta başından beri kendi dünyamda kendimce avladığım kıymetli inciler ! :)
Etiketler:
araştırma,
avlanmak,
gezi,
gündelik yazılar,
inci,
instagram,
keşif,
müzik,
okumak,
örgü,
yaban elma,
yeni
24 Şubat 2019 Pazar
Fazıl Say / Black Earth
Madem ki bugünüm çok hareketli geçti ve bloğuma dönüp bir şeycikler yazamadım. Madem ki yarın da plan program dolu ve bloğuma dönüp bir şeyler yazamayacağım yine. O vakit iki arada bir derede geceye bir tını bırakır da giderim.
Ha belki de şuncacık bir şey de anlatabilirim gece gece. İnandığım gibi yaşadığım için alışılmış kalıplara zorla sokulmak sık sık karşılaştığım bir şey. Telefonumdaki dinlediğim şarkıları, kafasında beni soktuğu kalıba uygun bulmayan bir yakınım "Bilge senin bunları dinlemen doğru mu ? Türk sanat müziği filan dinlemez mi senin gibiler ?" diye sorunca içine zorla konulduğum kalıpta bana iyice daral gelmişti bir gün. "Türk sanat müziğinden de dinlediğim güzel şeyler var. Ama dinlediğim müziği de seviyorum." demekle yetinmiştim ama içimde ne isyanlar ne feveranlar... Sonra dedim ki kendime, "Kızım bu ne şiddet bu celal ? İlk defa mı karşılaşıyorsun bu kalıp şeysiyle ?"
Oysa daha sakin olabilseydim o an, şunları söylemek isterdim :
Müzik, tarihimizde mizaçlara göre şifa niyetine kullanılmış bir tedavi unsuru. Herkesin doğum anına göre yatkın olduğu müzik tespit edilip onlar dinletilirmiş Osmanlı şifahanelerinde. Ayrıca ben (Yaradan'dan) gaflete düşmekten imtina ederim müzikten ziyade. Gaflet sadece müzikle değil, bazen ticaretle, bazen işle güçle, bazen evlatla giriyor usulca şu bünyelere... Neyse...
O zaman ? O zaman iyi geceler herkese ve düşmeyin hiç bir şeyle (bir saniyeliğine bile) gaflete ! ;)
Şunu dinlerken bile... :)
Not : Fotoğraf, Hafza Sultan Şifahanesi/Manisa
Ha belki de şuncacık bir şey de anlatabilirim gece gece. İnandığım gibi yaşadığım için alışılmış kalıplara zorla sokulmak sık sık karşılaştığım bir şey. Telefonumdaki dinlediğim şarkıları, kafasında beni soktuğu kalıba uygun bulmayan bir yakınım "Bilge senin bunları dinlemen doğru mu ? Türk sanat müziği filan dinlemez mi senin gibiler ?" diye sorunca içine zorla konulduğum kalıpta bana iyice daral gelmişti bir gün. "Türk sanat müziğinden de dinlediğim güzel şeyler var. Ama dinlediğim müziği de seviyorum." demekle yetinmiştim ama içimde ne isyanlar ne feveranlar... Sonra dedim ki kendime, "Kızım bu ne şiddet bu celal ? İlk defa mı karşılaşıyorsun bu kalıp şeysiyle ?"
Oysa daha sakin olabilseydim o an, şunları söylemek isterdim :
Müzik, tarihimizde mizaçlara göre şifa niyetine kullanılmış bir tedavi unsuru. Herkesin doğum anına göre yatkın olduğu müzik tespit edilip onlar dinletilirmiş Osmanlı şifahanelerinde. Ayrıca ben (Yaradan'dan) gaflete düşmekten imtina ederim müzikten ziyade. Gaflet sadece müzikle değil, bazen ticaretle, bazen işle güçle, bazen evlatla giriyor usulca şu bünyelere... Neyse...
O zaman ? O zaman iyi geceler herkese ve düşmeyin hiç bir şeyle (bir saniyeliğine bile) gaflete ! ;)
Şunu dinlerken bile... :)
Not : Fotoğraf, Hafza Sultan Şifahanesi/Manisa
28 Ocak 2019 Pazartesi
Sorular sorular ;)
Herkeslere "selamün aleyküm gençlik !" diyeyim canlar. "Ee çünkü blog yazan insan yüz yaşında olsa bile gençtir ve genç kalmasını becermiştir!" tespitimle de destekleyeyim bu selamı.
Herkese bol huzurlu bol faydalı aktiviteli bol neşeli aksiyonlu bi hafta olsun ! Selametler dilerim blogcanlarım! ;)
Neysem... Sevde kardeşin miminde eşleştiğimiz "Mutluluk için" blogcanımız bir kaç soru göndermiş. Kendisine teşekkür edip en kısa zamanda benim sorularımı da cevaplamak üzere hazır olsun mesajını da iliştireyim. O soruların cevabıyla başlayalım yeni haftaya. Neler mi sormuş ? Altta...
1) İnsanlarda en sevdiğiniz/sevmediğiniz kişilik özelliği nedir ?
En sevdiğim özellikler : * Kalıpların dışında olanlar... Ama saçları maviye boyatmak filan değil kasteddiğim. (Yani boyayan da boyar o da ayrı) Yaradanın gönderdiği kurallar çerçevesinde kalıpların dışına çıkmayı başarabilenler... Bu zordur çünkü. Bunu başaran insanlar da çok özeldir bana göre. O insanlara kolayca ısınırım.
*Sonraa... Neden yaratıldığını düşünen, bunu dert edinen insanların da kendine özgü özellikleri vardır. Okumayı araştırmayı inancı gereğince en doğru şekilde yaşamayı hedef edinirler. Tanırsın onları. Onlar da özeldir, severim. *Herkes dertlidir de... Derdini açık etmeyen, konuşmaya değmez bulan derviş gönüllüler var ya hani. Onları da pek severim. Alır baş köşeye koyarım nerede bulsam.
Sevmediğim özellikler: Yukarıda saydığım özelliklerin topunu taşımayan insanları pek özel bulmam. Sevmiyorum demeyeyim beaa. Yaratılmışı her türlü sevmek lazım Yaradan'dan ötürü demişler. Hem, ya Mevla'nın bildiği benim bilmediğim cillop bi güzelliği varsa ya o şahsın ? Yani seviyorum sevmiyorum ifadelerini değil de.... Senin için özel olmayabilir. Kendine çok yakın bulmayabilirsin gibi tanımlarla belki sınıflandırmak lazım. (Umarım haddini aşan bi cevap olmamıştır :))
2)Asla unutamayacağınız kitap ve film nedir ?
Kitap : "Uçurtma avcısı" olsun. Film de "Lunch box" olsun. Değişir bunlar tabi zamanla.
3)Dünyaya yeniden gelseniz ne olmak istersiniz ?
Aa öğretmen tabiki kesinlikle. Çok cann meslek bana göre. İsmimden ve bıdı bıdı konuşma üslubum dolayısıyla da sürekli "Bilge sen neden öğretmen olmadın yaavv!" geyiğinde adı geçen meslektir :) Ama kader seni ev hatun kişisi ya da kedisi yapmıştır işte. Ya da ikisinin arası bir şey... Yapacak yoktur :)
4)En son dinlediğiniz ve çok sevdiğiniz bir şarkı önerisi ?
Dur onu direk atayım da dinleyelim ;)
Herkese bol huzurlu bol faydalı aktiviteli bol neşeli aksiyonlu bi hafta olsun ! Selametler dilerim blogcanlarım! ;)
16 Ocak 2019 Çarşamba
Gizli dost
Dün uzun süredir dönüp bakamadığım bu defteri aldım elime. Hayatımın köşe başlarını, gizli sokaklarını, uçuk hayallerini döküp saçtığım bir dosttur kendisi. Uzun süredir buna yazamamıştım çünkü evlilik kurumu insanı çılgın bir iş makinesine döndürüyor kısa zamanda. Yani benim gibi ülke çoğunluğuna hükmeden işsiz ev hanımları kategorisinde olsanız bile, gün boyu boş kalıp kendinize ait bir şeylerle uğraşma imkanı lüks kaçabiliyor çoğu zaman.
Ama 2019 la ilgili değişik bir enerji var içimde. Ev hayatına ve gün içinde kendim için de vakitler ayırmaya bi miktar daha yatkınlık sağladım sanki hamd olsun. (Tabiki en sevgilinin (c.c.) izni ve yardımıyla...)
Hayat su gibi akıp giderken ısrarla ve inatla ruhunu yanında tutup ona sıkı sıkı sarılan, kendini bulma ve bilme derdine düşmüş, her anın içinde saklı yaratılma lezzetini tadabilen güzel insanlara ne mutlu ama !
Bugünlük bu kadar, kısa... :)
Aa bi dakka ! güzel bir slow da bu sabahın promosyonu olsun mu? Olsun olsun ;)
Bolca sev, ruhuna sahip çık ve çokça yaz sevgili dünya ! :))
Etiketler:
blog,
blogger,
dinlence,
gündelik yazılar,
insan,
kendini bulmak,
müzik,
ruh,
vakit,
yazmak,
zaman
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)


