Beyin fazlalığını boşaltım seansı olan Amelie kafası yazılarımı sevdiğinizi söylüyorsunuz. Ah bi de bana sorun. Ben de en az sizler kadar seviyorum :) Bence hepimize zaman zaman bu kafadan lâzım;) O vakit başlayalım :)
#Ne zaman içimde birilerine karşı sinir ve öfke biriktirmeye başlasam asırlardır süregelen doğal işkence metodu olaraktan serçe parmağımı sehpanın ya da kanepenin kenarına çarpıyorum.Ve anında kendime gelip düşüncelerimi güncelliyorum (Hadi bunu da açıklayın ateistler :))
#Trump'ın hayata bakışı eşittir üç yaşındaki bebişlerin emzik savaşı. Aslında ABD kültürüne cuk oturan başkan.
#Bi deri bileklik aldım. Aynı 60 lı yılların hippilerinin taktıklarına benziyor. Hiç çıkarmıyorum onu sağ bileğimden. Yemekte, gezmekte, abdestte hep benimle. O sağ bileğime bağlı ama beni bağlarımdan koparıyor adeta. Özgürlük hissi aşılıyor.60 lı yılların hippilerinin hisleri gibi...
#Günlük planlara ısınmaya başladım son dönem. Bu planların içinde uzun yürüyüşler ve hatta yürüyüşler içinde uzun okumalar olduğundan belki de :) Yürüyüş yolu tenha olduğu için okuyabiliyorum yürürken. Bilim de söylüyor ama ben de söylemiş olayım ki okuduklarım bu şekilde daha akılda kalıcı. Üstteki fotoğraf, o anlardan birinde çekildi.
#Kış dönemi arka balkonumda D vitamini saatleri ayarlanacak ve okuma eylemi bu saatlere devredilecek. Hadi bakalım inşaallah.
#İnsanların mutsuz olmasından, mutsuz görünmesinden fenalık geldi. Siyaseti konuşuyor sonuç mutsuz, ailesini konuşuyor sonuç mutsuz, ayakkabı bağcığını konuşuyor sonuç mutsuz. İyi de mutlu olmak için senin katkın ne hayata? Diye sorasım geliyor. Bi de en zor koşullarda hayatını sürdürmeye çalışırken mutluluk ve şükür hali içinde yüzü gülenleri tanıyorum nadiren de olsa. Ah canlarım...
#Önümüzdeki günlerde bi ameliyat geçiricem. Ha bugün ha yarın ararlar hastaneden. Hayat öyle güzel ki. Ameliyatlarla bile, hastanelerle bile, suratı asık hemşirelerle bile :))
#İzmir denince herkesin aklına deniz, güneş, palmiyeler geliyor. Ve hatta sevgi dolu insanlar geliyor. Benim de öyleydi.Bayılırdım İzmir'de yaşama fikrine. Ama buraya gelince attığım her adımda büyük çöp yığınları görmekteyim. Deniz kenarından ücra kesimlere kadar çoğu yer çöplere teslim olmuş gibi. Diğer yandan insanlar gözle görülür şekilde kamplaşmış durumda. Makyajlı yaşlı teyzeler var burda mesela onlara gülümsediğimde böyle tuhaf tuhaf bakıyorlar. Her hangi bir yerde yardım etmek istesem tedirgin olup teşekkür bile etmiyorlar. İstisnalar kaideyi bozmaz tabi. Acaba tesettürlü biri olduğum için mi diye düşünesim geliyor ama yok canım diyor içimden bi başka ses. Hangi yüzyıldayız diye ekliyor. "İzmirli olmak" markasının içi boş malesef. Her şey çok güzel değil burda, çevre ve bazı insanlar bakımından en azından... Ha mutsuz mu olucam? Cık... Çünkü coğrafya değişmez kaderdir. Ve öğreneceklerim olmasa burda işim nedir? Yine de Ah hayalimdeki İzmir, en azından sen hep öyle kal :)
#Sonbahar gitmek üzere. Ama ben ona doyamadım bu sene. Az daha kalsa ya :)
#Sosyal medyadan epey uzaklaştım son dönem. Telefonla vakit geçirmekten de... İşin sırrı vakti programlamak ve sosyal medyaya atacağın şeyleri sevdiğin yakınlarına atmaktaymış meğer :) İyi geldi. Tavsiye ederim.
Tamam bugünlük de bu kadar olsun ;) Şu evden çıkıp, yeni öğrendiğim kitabevinin yolunu tutayım ve sonbahar güneşinden az daha nasipleneyim.
Herkeslere sevgiler ! :)
hayat etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
hayat etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
9 Ekim 2019 Çarşamba
Amelie kafası/5
Etiketler:
Amelie kafası,
dergi,
güzel şeyler,
hayat,
kitap,
okumak,
program,
vakit,
yaşam
20 Eylül 2019 Cuma
Dost listesi
Bugünlerde fark ettiğim bir şey var. Hayatımda uzun dönem var olan insanların yerini başkaları almış bir süre önce. Daha somut ifade etmek gerekirse son bir kaç yıl içinde. Tüm kadro değişmiş yani :)
Zor zamanlarda aradıklarım, daral geldiğinde yazdıklarım, kararsız kaldığımda fikrine danıştıklarım... Liste baştan sona yenilenmiş bir baktım da.
Yeni kişileri pek istememiştim önceleri. Ayıla bayıla almadım onları hayatıma. Plansız ve apansız girdiler. Kimileri de adım adım girdi geldi. Şükür ki sessizce kabullendim. Fosilleşen "dost kriterlerimi" çöpe attığımdan olsa gerek. Kaderin hediyesidir deyip kabul ettim hayatıma her gireni.
Ama giden eski dostları da özlüyordum hep. Yenileri kabul ederken bile...Sonra bi baktım ki, yaşamıma giren bu yeni kişiler tüm gidişatım için tam da ihtiyacım olan insan tipleri. Bakıyorum biri hayatımın bir boyutu için tam da ihtiyacım olan bir dost. Diğeri ise diğer bir boyut için... Yani yürüdüğüm yolda elimi tutan bu yeni dostlar yerine eskiler devam etseydi benimle, çok fazla tökezlerdim sanırım. Belki ilerleyemezdim bile.
Bunu fark edince, özleyip durduğum eski dostlara veda ettim kalbimde usulca. Tamam dedim sevgiyle. Göreviniz tamamlanmış meğer bende. Elimi tuttunuz vakti zamanında ama o da ne sizin ne de benim isteğimleydi. Sadece Mevla'nın isteğiyle oldunuz benimle. Ve şimdi yerinize yeniler girdi devreye. Özlem de bitmiş oldu böylece.
Demem o ki; sorgulamadan kabullenmek yeniyi, ve usulca sorunsuz vedalaşmak etkisiyle... İşte yol anca böyle yürünür gider sevgiyle...
Selametler olsun ahali :)
Fotoğraf, Bornova/ İzmir
Etiketler:
blog,
blogger,
dostlar,
gündelik yazılar,
hayat,
ilahi plan,
kader,
yaşam,
yazmak
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

