mizah etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
mizah etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

27 Şubat 2019 Çarşamba

Kadınlar günü şeysi...


# Dün aile büyüklerimden birini kırmamak için katıldığım kadınlar gününün son bir saatinde, baş ağrım tavan yaptığı için tüm anlatılanları sinek vızıltısı olarak işittim. 

#Kadınlar tamamen oturma şekillerine göre yanlarına denk gelen kadınlarla ufak sohbetler açıp konuşmaya başlayarak  odanın içinde dağınık bir uğultunun oluşmasını sağlıyordu. 

#Ellili yaşlarda olduğunu tahmin ettiğim bir teyze oğlunun düğünü için aldığı bol pullu mor elbiseyi anlatırken kafasının üstünden çıkardığı  kalpler tavana fırlıyordu.

#İçlerinden bir tanesi diğeri için "Bu para harcamayı çok seviyor valla" diyordu. "Ver eline iki üç bin lirayı bir saat içinde harcayıp gelsin." Bir iki dakika sonra da ülkedeki olası bir kıtlık halinden bahsedildi. Durum iyiye gitmiyor denildi. Maaşlarımız kesilirse naparız diye dertlenildi.

#İyi bir fakültenin iyi bir bölümünde son sınıfta  okuyan evin genç gelin adayı, ders çıkışı gelip ikram servisine yardım ederken tam da bir Osmanlı gelini edasında hareket ediyordu. Acaba evlendikten sonra da iş çıkışı gelip kayınvalidesinin gün muhabbetine dahil olur muydu ?  (İnşaallah hep birlikte olurlardı) 

#İkram tabaklarında börek seçeneği ikiye çıkmıştı. Tek börek seçeneğini bile başarıyla kıvıramayan ben, iki çeşit böreği de afiyetle yerken başımın derdi ikram sorunsalına yine keyifsiz bir bakış fırlatmıştım.

#Salon parkelerinin üstüne nostaljik bir halının serilmiş olması beni keyiflendiren tek detaydı. Bazı yerleri yıpranmış bazı yerleri daha sağlam eski zaman bir el işleme halının desenlerini inceleyip dururken ben, kadınlar hunharca gezilesi alışveriş yerlerinden konuşuyorlardı.

#Orta yaş ve üzeri kadınların toplandığı her mekanda zamane gençliğinin sağlam bir dedikodusu icra ediliyor bu çok net. Ama bu zamane neslin yetiştirilmesinin de bu orta yaş ve üzeri guruba ait bir mevzu olduğu üzerinde pek durulmuyor o da çok  net. 

#Pembe fuşya eşarbı taktığım için ev sahibesi bana dönüp "sen nasılsın bitanem" diye sordu sorusunu. Yaş skalamın yine altlarda tahmin edildiğini düşünürken gülümseyip "İyiyim sağolun siz nasılsınız " dedim sadece. Ama içimden dediğim şuydu " Ay kırkına gelmişim nasıl olayım iyi valla. Her pembe fuşya eşarplıyı genç çıtır görmeyin beaa ! Bazıları o eşarpları mahalle baskısıyla da örtebiliyor işte." 

#Evin aile büyüğü bana bakarak "Pek tatliş bir gelininiz var, huyu da güzel mi ?" diye sordu kayınvalideme. O esnada az biraz satın alınmış yeni eşya hissiyatı yaşamadım değil. Bi yandan da hep söyleniyordum kendime "ah bunlar hep fuşya pembe yüzünden!" 

#Gün sonu gelip akşam yemeklerimizi yerken büyük bir görevi yerine getirmiş olmanın rahatlığıyla eşim kişisine günün detaylarını anlattım kıkırdaya kıkırdaya. Buna rağmen sözüm bitince bana sorduğu soru manidar : Sen strese mi girdin bugün biraz  ?  :)) 

#Akşamına güzel kalpli arkadaşlarımla buluşurken yine aynı fuşya pembe eşarbı taktım mecburiyetten. Dalga geçileceğimi de hesaba katarak az tedirgindim ama herkes sadece "iyi ki geldin!" havasındaydı ve ben içimden geçirdim "Ohh işte bu insanların arası benim yerim :) 

Kadın günleri çılgınca icra edilen ritüeller memleketimizde ;) Dün de böyle bir gündü işte. Ama yine de ara sıra katılıp gündemin nabzını tutmak lazım diye düşünüyorum artık. Hem büyükleri memnun etmek hem de bizim gibi kitap şeysi canlıların azıcık sosyalleşmesi adına... Bu arada iyi ki Amelie kafası kategorisini açtım da içimi boşaltıyorum buraya da işte. 
Sevgiler blogcanlar ! :) 
Fotoğraf, Alaçatı'dan... 


21 Şubat 2019 Perşembe

Amelie kafası :)

   Amelie filmini izlemeyen insan evladı kalmamıştır sanırım. İtiraf edeyim film bana bütünü itibariyle az biraz sıkıcı gelmiştir ama orjinal anlatımı dolayısıyla yine de tarafımdan takdir ödülünü kapmıştır. Ha bunun yanı sıra da uluslararası platformda da bir kamyon kadar ödülü cukkalamıştır ama tarafımdan alınan bir ödül yanında bu ıvır zıvır şeysilerin ne hükmü vardır ?
   Filmde sevdiğim şeylerden biri, giriş kısmında her detayın en saçma sapan ayrıntısına kadar verildiği tanıtım açıklamaları diğeri de tabi ki ödüllere doymayan Yan Tiersen film müzikleridir. (Hatta yakınlarımdan gelen eleştirilere aldırmadan bunları telefonuma arama müziği olarak ayarlamışlığım vardır)
   Neysem bugün Cumartesi olmadığı için amacım film tavsiyesi yapmak değil bloğuma açtığım yeni kategorinin duyurusunu yapmaktır.
"Amelie kafası" bölümünde içimden geçenleri birbiriyle bağlantısız şekilde yazarak beyin boşaltımı eylemini gerçekleştirmiş olucam canlar. Tıpkı Amelie filminin girişindeki açıklama kısmı gibi yani. Aslında her birinize de tavsiye ederim. İyi geleceğine eminim. Hem size hem okuyana... O vakit başlayalım ;)

29 Ocak 2019 Salı

Ayşe Sevim

   Bonesi yamur yumur gözüken bu bayan yazarın adı Ayşe Sevim. Şimdi siz diyeceksiniz ki "Aaa kadının bonesine laf etti !" Yoo valla onun yazılarında  kendisiyle geçtiği dalgalara siz şahit olsanız benim yazdığım şeye çoktan  gülüp geçeceğini  bilirdiniz. 
Bana birileri   "Hey Bilge Bilge ! Söylesene yeryüzünde yaşayan ve  bi asansörün içine  24 saat tıkılıp kalmak isteyebileceğin tek insanoğlu kimdir bu dünyada?!" diye sorsalar  kesinlikle onun adını söylerim. Neyse böyle de absürt soru olmaz da... Yani "Sessiz bir köşede saatlerce oturup sohbet etmeyi istediğim bir insan kendisi" diyerekten az önceki uçuk hayali sileyim akıllardan. 
   Onu instagramda tanıdım. İyiki de tanımışım. O günümüzün çoğu  yazarlarının tam aksine, yazarlığı "Temizliğe kendi kapısının önünden başlamak" boyutunda icra eden özel bir sanatçı. Bir çok kitabı var. Çocuklar için de birbirinden zihin açıcı kitapları mevcut. Ayrıca şiirleri... Ahh nefis... Bir de "net yazı" isminde onlıne bir yazarlık atölyesi var. Hem de çok tatliş bir anne bence :) Açın bakın kitaplarına çalışmalarına hangi birini yazayım, google amca diye bir şey var dimi ama. Hem hepsini buraya yığdırırsam sıkılırsınız. Kısaca on parmağı on marifet ama yine de kendini yerden yere vurur durur her seferinde. Bu yüzden beni avladı ya işte. Toplumu öteleyen sanatçı kibri yerine kendi nefsiyle savaşlarını anlatan modern bi Donkişot !  
   Aaa bu arada instagram şeysinde bi kere olsun yazdığım yorumlara cevap vermişliği yok, hain.Gerçi kimseye pek cevap vermiyor. Eminim veremiyordur. Ama yine de günün birinde tanışırsam ( ki inşaallah) mutlaka bununla ilgili iki çift laf yiyecek benden kaçarı yok. 

Şiirilerinden bi kuple ile veda edeyim ve herkeslere güzel Salılar dileyeyim canlar  ;) 

"yorgunluktan yaratılmış bütün kızlar
kat kat kestirip kuaförde kabuslarını
ay ışığından rujlar sürüyorlar
dünyanın jelatinini açmadan yaşlanıyor hepsi"