Madem ki bugünüm çok hareketli geçti ve bloğuma dönüp bir şeycikler yazamadım. Madem ki yarın da plan program dolu ve bloğuma dönüp bir şeyler yazamayacağım yine. O vakit iki arada bir derede geceye bir tını bırakır da giderim.
Ha belki de şuncacık bir şey de anlatabilirim gece gece. İnandığım gibi yaşadığım için alışılmış kalıplara zorla sokulmak sık sık karşılaştığım bir şey. Telefonumdaki dinlediğim şarkıları, kafasında beni soktuğu kalıba uygun bulmayan bir yakınım "Bilge senin bunları dinlemen doğru mu ? Türk sanat müziği filan dinlemez mi senin gibiler ?" diye sorunca içine zorla konulduğum kalıpta bana iyice daral gelmişti bir gün. "Türk sanat müziğinden de dinlediğim güzel şeyler var. Ama dinlediğim müziği de seviyorum." demekle yetinmiştim ama içimde ne isyanlar ne feveranlar... Sonra dedim ki kendime, "Kızım bu ne şiddet bu celal ? İlk defa mı karşılaşıyorsun bu kalıp şeysiyle ?"
Oysa daha sakin olabilseydim o an, şunları söylemek isterdim :
Müzik, tarihimizde mizaçlara göre şifa niyetine kullanılmış bir tedavi unsuru. Herkesin doğum anına göre yatkın olduğu müzik tespit edilip onlar dinletilirmiş Osmanlı şifahanelerinde. Ayrıca ben (Yaradan'dan) gaflete düşmekten imtina ederim müzikten ziyade. Gaflet sadece müzikle değil, bazen ticaretle, bazen işle güçle, bazen evlatla giriyor usulca şu bünyelere... Neyse...
O zaman ? O zaman iyi geceler herkese ve düşmeyin hiç bir şeyle (bir saniyeliğine bile) gaflete ! ;)
Şunu dinlerken bile... :)
Not : Fotoğraf, Hafza Sultan Şifahanesi/Manisa
