Bir ağacın dallarıyla bir beynin nöronları çok benzer birbirine.
Dallar, nöronlar...
Uzaklardan bir kuş gelip konar ağacın dallarından birine. Tam meyveyi didikleyip zarar vereceği sırada bir rüzgâr eser, uçar gider kuş. Zarar veremez.
Uzaklardan bir acı hatıra gelip konar nöronlardan birine. Tam köklenip acı vereceği sırada bir "hamd" rüzgârı eser zihninde. Her şeye rağmen yaradana kul olma rızası serinletir ruhunu. Acı hatıra, uçar gider nörondan. Zarar veremez.
Beyin sağlığı önemli. Dallar ve nöronlar...Teşbih güzel şey.
Huzurlu vakitler olsun canlar.
Fotoğraf, Ayrancılar /İzmir
10 Mart 2020 Salı
4 Mart 2020 Çarşamba
Dalıp gidiyor insan
Bugünlerde dalıp gidiyorum. Değişik şeylere...Değişik zamanlarda...
Bir mülteci babanın kafasındaki hayati cennet topraklara meselâ.
Doktor olmak isteyen ama okula bile gidemeyen bir mülteci yavruya...
Ya o çadırda günü tüketip yeniden sabaha uyanan mülteci anne... O da bugün ne yemek yapsam telaşı yaşıyor mu gün içinde?
Ömrünü iyisiyle kötüsüyle geçirip son demlerine gelmiş ihtiyar mülteci ya... O ömrün akıbeti vatan vatan savrulmakla mı geçecekti cancağızım.
Düşünmek çare değil ama farkında olmadan dalıp gidiyor insan. Vatansız kalmış bedenlere, vatanına ve milletine...
Rabbim çaresi tükenmişlerin dertlerine deva versin bu mübarek günlerde. Bizim de vatanımıza milletimize selamet versin inşaallah. Şehitlerimizin makamı nurlansın, ordumuzun gücüne güç eklensin yüce katından Mevlânın. İnşaallah, inşaallah. Aşıp geçiverelim şu günleri göz açıp kapayıncaya kadar.
Bir mülteci babanın kafasındaki hayati cennet topraklara meselâ.
Doktor olmak isteyen ama okula bile gidemeyen bir mülteci yavruya...
Ya o çadırda günü tüketip yeniden sabaha uyanan mülteci anne... O da bugün ne yemek yapsam telaşı yaşıyor mu gün içinde?
Ömrünü iyisiyle kötüsüyle geçirip son demlerine gelmiş ihtiyar mülteci ya... O ömrün akıbeti vatan vatan savrulmakla mı geçecekti cancağızım.
Düşünmek çare değil ama farkında olmadan dalıp gidiyor insan. Vatansız kalmış bedenlere, vatanına ve milletine...
Rabbim çaresi tükenmişlerin dertlerine deva versin bu mübarek günlerde. Bizim de vatanımıza milletimize selamet versin inşaallah. Şehitlerimizin makamı nurlansın, ordumuzun gücüne güç eklensin yüce katından Mevlânın. İnşaallah, inşaallah. Aşıp geçiverelim şu günleri göz açıp kapayıncaya kadar.
29 Şubat 2020 Cumartesi
Biz
Aşağıdaki yazıyı İdlib'deki şehitlerimizin haberlerini almadan önce yazmaya başlamıştım. Zamanlama açısından paylaşmak için daha güzel bir vakit olamazdı sanırım. Kim olduğumuzu sık sık hatırlamamız gereken günler geçiriyoruz. Ruhumuza dokunması dileğiyle...
Konuya dönersek...
Toplum olarak kendimize pek değer vermiyoruz malum. 80 ler ve 90 lar, özellikle kendimizden nefret ettiğimiz ve hızla batı kültürüne evrilmeye çalıştığımız yıllar oldu. İçimizde tek tük farkındalığı yüksek olanlarımız asliyetimize sarıldı ve öz değerlerimizi yaşatmaya çalıştı. Ama geri kalan kocaman bir kesim, kültürel mirası alıp itinayla saklayarak geleceğe teslim etme misyonunu umursamadı.
Oysa kıymetli bir mirasın varisleriyiz hepimiz. Kocaman bir beşiğin, Anadolu topraklarının ortasında bize ait olan çok şey var habersiz olduğumuz,unuttuğumuz, ya da umursamadığımız.
Vakıf geleneğimiz var meselâ tastamam bir gayretle bizi birbirimize kenetleyen. Tasavvuf kültürümüz var 600 yıl boyunca bilinmezin karanlığında çıra gibi cayır cayır yaktığı yüreklerle topluma yarenlik eden. Misafiri seven insanlarımız var ah o beyaz tülbentli anneler... Ticaret yapma anlayışı namus anlayışyla bir olan Ahilik kültürümüz sonra... Yolcuya ayrı bi önem verilir bizde meselâ. Yolda kalanı koruyup kollamak ahlâkî bir meseledir bizim için. Ve daha bir sürü detay bizden... Bize dair... Bunlar ilk etapta akla gelenler. Daha neler çıkarır kimbilir tarihbilimciler, araştırmacılar, kitaplar, yazanlar,yazılanlar...
Yani kısaca biz diyorum "biz". Hani bu günlerde sadece birbirine sövüp sayan, cinnet geçiren, kutuplaştıkça kutuplaşan, büyüğüne saygısı yitmiş, küçüğüne sevgisi bitmiş, herkesin sadece kendi derdiyle hemhal olmuş gerisine kapısını kapatmış bir halde durup dururuz ya yerimizde. İşte biz o değiliz aslında. Çok başka bir şeyiz.
Belki tozumuzu silkelemeli bir şeyler. Ya da biz silkelenmeliyiz. Kim olduğumuzu yeniden hatırlamak için.
Güzelliğimizi görebilmek için...
Güçlenip kuvvetlenmek için. Yine, yeniden...
Sevgiler canlar...
Etiketler:
Biz,
devlet,
hatırla,
idlip,
kültür,
millet,
miras,
özdeşlerlesiniz,
şehitlerimiz,
yazmak
18 Şubat 2020 Salı
Anne kızçesi
Bu günlerde atmosferim bu kızçeyle dopdolu. Blogcanlar bu diziyi izlediklerini ve çok beğendiklerini yazıp duruyorlardı. Adı : "Anne with an E" Zaten gündemime almıştım. Dün sevgili Ruşyenacım' da da görünce dur ya dedim,erteleyip durmayayım da başlayayım şunu izlemeye. Ah iyi ki de demişim. Buraya bi kalp koydum farzedin.
Çocukluğuma gittim, kendimi buldum, 40 lı yaşlarıma geldim halen daha çirkin ördek yavrusu gibi hissedişlerimin kökenini çözdüm. Suyun kaldırma kuvvetini bulan zat gibi "Buldum buldumm!" diye bağırasım geldi hatta.
Böyle doğmuşuz demek bazılarımız. Başkalarının saçma gördüğü basit şeylerle mutlu oluyoruz. Hayal gücünü başkalarına oranla daha fazla kullanıyoruz. Haksızlığa karşın ağırbaşlı olamayıp az biraz tepkisel kaçıyoruz. Vesaire vesaire... Yapacak bir şey yok. Bu gibi özelliklerle doğmuşuz o yüzden topluma kolayca eklemlenemiyoruz. E mutluysak ne gam ? Kafamızın içindeki dünya bütün evrenden daha büyük değil mi sonuçta? O vakit şükür varlığımızın her bir detayına. Koyun hadi buraya da bi kalp. Yaradana şükran anlamında...
Neyse çok bıdı bıdı da yapmasam iyi olacak. Çünkü açıp izlemeye başlarsanız eğer Anne kızçesi çok yapacak o bıdı bıdıyı nasıl olsa :) Ama iyi ki de yapıyor diyeceğiz ona da ;)
İzleyin canlar, hepinize sevgiler.
Çocukluğuma gittim, kendimi buldum, 40 lı yaşlarıma geldim halen daha çirkin ördek yavrusu gibi hissedişlerimin kökenini çözdüm. Suyun kaldırma kuvvetini bulan zat gibi "Buldum buldumm!" diye bağırasım geldi hatta.
Böyle doğmuşuz demek bazılarımız. Başkalarının saçma gördüğü basit şeylerle mutlu oluyoruz. Hayal gücünü başkalarına oranla daha fazla kullanıyoruz. Haksızlığa karşın ağırbaşlı olamayıp az biraz tepkisel kaçıyoruz. Vesaire vesaire... Yapacak bir şey yok. Bu gibi özelliklerle doğmuşuz o yüzden topluma kolayca eklemlenemiyoruz. E mutluysak ne gam ? Kafamızın içindeki dünya bütün evrenden daha büyük değil mi sonuçta? O vakit şükür varlığımızın her bir detayına. Koyun hadi buraya da bi kalp. Yaradana şükran anlamında...
Neyse çok bıdı bıdı da yapmasam iyi olacak. Çünkü açıp izlemeye başlarsanız eğer Anne kızçesi çok yapacak o bıdı bıdıyı nasıl olsa :) Ama iyi ki de yapıyor diyeceğiz ona da ;)
İzleyin canlar, hepinize sevgiler.
Etiketler:
annewithAma,
blog,
blogger,
dizi,
izlemek,
kültür,
mutluluk,
şükür,
televizyon,
vakit,
yazmak
14 Şubat 2020 Cuma
Eşim kişisi
#Hem çok güçlü olduğu algısı oluşturur hem de alışverişte biraz fazla dolaşsak yoruldum bacaklarım ağrıyor diye veryansın eder.
#Hem insanlara güvenmiyorum der,hem de insanlarsız kalamaz.
#Hem kolesterolü zirvelere tırmanır, hem de kuru fasulyeyi pilavsız yiyemez.
#Hem duygusallıkla dalga geçer, hem de en ufak ilgi eksikliğinde trip atar.
#Hem okumayı sevmiyorum der, hem de saatlerce youtube yorumları okur.
#Hem "Allah seni başımdan eksiltmesin"der hem de "akşama kadar ne yaptın ki" der.
#Hem "daha çok sebze yemeliyiz" der hem de ben ıspanak yapınca" bugün yemek yapmadın mı " der.
#Hem insanları gayretsiz ve tembel bulur hem de akla gelmedik yardımlar yapar.
#Hem arabaya biner binmez "üşüyomusun kaloriferi açayım mı" diye sorar hem de açınca "hemen de üşür kedi gibi" diye yorum yapar.
#Hem sanırsın ki seni hiç umursamıyor, hem de bi bakarsın senin bile unuttuğun sana dair önemli bi detayı hatırlamış.
#Hem sanırsın ki hasta olsan hayatı kökten çökecek, hem de hasta olunca görürsün ki on numara beş yıldız bi hasta bakıcıyla evlenmişsin.
O eşim kişisi... Terazi burcu bi eş kişisi. Belki de o sebep.
#Hem insanlara güvenmiyorum der,hem de insanlarsız kalamaz.
#Hem kolesterolü zirvelere tırmanır, hem de kuru fasulyeyi pilavsız yiyemez.
#Hem duygusallıkla dalga geçer, hem de en ufak ilgi eksikliğinde trip atar.
#Hem okumayı sevmiyorum der, hem de saatlerce youtube yorumları okur.
#Hem "Allah seni başımdan eksiltmesin"der hem de "akşama kadar ne yaptın ki" der.
#Hem "daha çok sebze yemeliyiz" der hem de ben ıspanak yapınca" bugün yemek yapmadın mı " der.
#Hem insanları gayretsiz ve tembel bulur hem de akla gelmedik yardımlar yapar.
#Hem arabaya biner binmez "üşüyomusun kaloriferi açayım mı" diye sorar hem de açınca "hemen de üşür kedi gibi" diye yorum yapar.
#Hem sanırsın ki seni hiç umursamıyor, hem de bi bakarsın senin bile unuttuğun sana dair önemli bi detayı hatırlamış.
#Hem sanırsın ki hasta olsan hayatı kökten çökecek, hem de hasta olunca görürsün ki on numara beş yıldız bi hasta bakıcıyla evlenmişsin.
O eşim kişisi... Terazi burcu bi eş kişisi. Belki de o sebep.
9 Şubat 2020 Pazar
Herkesin keyfi yerinde
Bugün şu filmi izlerken ağla ağla... Gözlerim çıktı. Ağlamaktan daha kötü bir şey varsa o da ağladığını gizlemeye çalışmak. O da beni epey bi zorladı. Çünkü filmi eşimle birlikte izledik ve onun bana her seferinde "Hahaa ağlak hayriyee!" gibilerden takılması tepemi attırıyor. O sebep içime kaçan hıçkırıklar içerde bi tepecik oluşturup göğüs kafesime baskı yaptı durdu film boyunca. Çoğunuz izlemiştir bence ama halen izlememiş kalmışsa ısrarla öneririm o kadar diyeyim. Filmin adı, "Herkesin keyfi yerinde"Robert amca bir numara bi aktör diyerekten sonlandırayım yazıyı.
İyi hafta sonları olsun herkese.
Herkesin keyfi ekseriyetle yerinde olsun.
Sevgiler:)
İyi hafta sonları olsun herkese.
Herkesin keyfi ekseriyetle yerinde olsun.
Sevgiler:)
Etiketler:
Filmler,
izlemek,
robert de niro,
sinema
7 Şubat 2020 Cuma
Hayaller
Buraya bir hayal bırakıp da gideyim.
Meselâ çok hızlı bi insanmışım artık çok. Aynı gün içine sığdırabiliyormuşum bir sürü şeyi. O kadınların hazırladıkları cafcaflı kahvaltı sofralarını hazırlayarak başlıyormuşum güne. Parmağı şıklatır gibi bi hızla da kaldırıyormuşum sofrayı. Hem sıra sıra bekleyen okunacak kitaplarımı okuyormuşum hem ütüleri yapıyormuşum.
Hem eşi dostu ağırlıyormuşum hem akşama nefis yemekler döktürüyormuşum. Araya da adım başı sosyal medyaya yazıyormuşum. İnstagirl ablalar gibi, hayattan, insandan, ruhtan ince ince döktürüyormuşum. Hem geridönüşüm elişlerimle uğraşıp etrafa hediyeler yapıyor hem de öyküleri denemeleri çeşit çeşit edebi işleri yazıp dosyalayıp yayınevlerine postalıyormuşum.
Yani pes etmiyormuşum. Günün yarısında "yetişemedim yine" deyip postu sermiyormuşum.
Ay nasıl hayal ama... Yok dua olsun bu. Hayırlı mübarek Cuma günü hürmetine. Kabul görsün inşaallah.
Hızlan Bilgee!
İyi de bunu yapan insanlar nasıl yetişiyo acep? O da ahirete kadar cevabını alamadığım bi soru olarak kalacak.
Sevgiler canlar!
Fotoğraf, Urla / İzmir
Meselâ çok hızlı bi insanmışım artık çok. Aynı gün içine sığdırabiliyormuşum bir sürü şeyi. O kadınların hazırladıkları cafcaflı kahvaltı sofralarını hazırlayarak başlıyormuşum güne. Parmağı şıklatır gibi bi hızla da kaldırıyormuşum sofrayı. Hem sıra sıra bekleyen okunacak kitaplarımı okuyormuşum hem ütüleri yapıyormuşum.
Hem eşi dostu ağırlıyormuşum hem akşama nefis yemekler döktürüyormuşum. Araya da adım başı sosyal medyaya yazıyormuşum. İnstagirl ablalar gibi, hayattan, insandan, ruhtan ince ince döktürüyormuşum. Hem geridönüşüm elişlerimle uğraşıp etrafa hediyeler yapıyor hem de öyküleri denemeleri çeşit çeşit edebi işleri yazıp dosyalayıp yayınevlerine postalıyormuşum.
Yani pes etmiyormuşum. Günün yarısında "yetişemedim yine" deyip postu sermiyormuşum.
Ay nasıl hayal ama... Yok dua olsun bu. Hayırlı mübarek Cuma günü hürmetine. Kabul görsün inşaallah.
Hızlan Bilgee!
İyi de bunu yapan insanlar nasıl yetişiyo acep? O da ahirete kadar cevabını alamadığım bi soru olarak kalacak.
Sevgiler canlar!
Fotoğraf, Urla / İzmir
Etiketler:
edebiyat,
ev işleri,
gündelik yazılar,
hareket,
hayal,
hayalgücü,
hız,
işler güçler,
vakit,
yazmak
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)






