tasvir etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
tasvir etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

14 Şubat 2020 Cuma

Eşim kişisi

#Hem çok güçlü olduğu algısı oluşturur hem de alışverişte biraz fazla dolaşsak  yoruldum bacaklarım ağrıyor  diye veryansın eder. 

#Hem insanlara güvenmiyorum der,hem de insanlarsız kalamaz. 

#Hem kolesterolü zirvelere tırmanır, hem de kuru fasulyeyi pilavsız yiyemez. 

#Hem duygusallıkla dalga geçer, hem de en ufak ilgi eksikliğinde trip atar. 

#Hem okumayı sevmiyorum der, hem de saatlerce youtube yorumları okur. 

#Hem "Allah seni başımdan eksiltmesin"der hem de "akşama kadar ne yaptın ki" der. 

#Hem "daha çok sebze yemeliyiz" der hem de ben ıspanak yapınca" bugün yemek yapmadın mı " der. 

#Hem insanları gayretsiz ve tembel bulur hem de akla gelmedik yardımlar yapar. 

#Hem arabaya biner binmez "üşüyomusun kaloriferi açayım mı" diye sorar hem de açınca "hemen de üşür kedi gibi" diye yorum yapar. 

#Hem sanırsın ki seni hiç umursamıyor, hem de bi bakarsın senin bile unuttuğun sana dair önemli bi detayı hatırlamış. 

#Hem sanırsın ki hasta olsan hayatı kökten çökecek, hem de hasta olunca görürsün ki on numara beş yıldız bi hasta bakıcıyla evlenmişsin. 

O eşim kişisi... Terazi burcu bi eş kişisi. Belki de o sebep. 



14 Ağustos 2019 Çarşamba

Beyaz yakalı

                        
    Ah ne mutsuz ne mutsuz. Çalışmak istemiyormuş. Her gün kapitalist sistemin içinde ırgat gibi koşturmak canına yetmiş. 

    Banka sektöründe çalışan bir beyaz yakalı hatun o... Ama kendini modern yüzyılın kölelerinden biri olarak görüyor. Dört yaşında bir oğlu var.  Mutlu anlarına şahitlik etmek istiyor ama mütemadiyen yorgun.Oğlu herşeyden çok onu sevsin istiyor ama bunu sağlamak için bile  enerjisi yok. 

   Söylediğine göre yarımmış her şey. Yarım anne, yarım çalışan, yarım kadın, yarım aşçı, yarım temizlikçi. Her şey yarımmış hayatında. Bu tükenmişliğin ardında küçük küçük dağlar oluşmuş. Biri isyan dağı, biri kibir, biri ümitsizlik... Daha vardır ama gördüklerim bu kadarı. 

    İsyan dağının taşı toprağı gani. Her şeye isyanı var her şeye... Uçan kuşa, esen rüzgâra... Öfke ve hınç dolu tüm aleme. Kibir dağını, çalışmayan ama güzel ve rahat ömür süren insanlara duyduğu aşağılama yükseltmiş habire. Ona göre kocasının durumu iyi olup da çalışmayan her kadın; çıkarcı, acınası ve embesil tüketici. Ama o öyle mi ya,  o emekçi, o alın terinin parlattığı anlı açık bir gurur timsali.Ümitsizlik dağını ise önyargıları yükseltip büyütmüş. Öyle bir ümitsizlik ki bu, her şeyi kesinlikle en doğru şekilde bildiği için bu durumun içinden çıkış asla mümkün değil kabulü ile sabitlenmiş zihnine ümitsizliği. 

    Eşi çalışmasını istemiyor aslında." Az kazanalım ama mutlu olalım" dedi yanımızda. Sanırım kendini bu kıskacın içine yine bizzat kendisi sokmuş durumda. Çünkü günümüzün saygın  kadın profili malumunuz: Yüksek topuklar üzerinde bulutlara yükselmeli kadın.  Mutlu mutsuz çok şey değil.  Ve sonuç bu...  
Koca dağların arasında ezilip  kalmışlık.

    Sık sık bir araya gelmek durumundayız. Öyle zamanlarda oksijeni tüketiyor adeta ortamdaki. Ona en başta söylemek istediğim şey, dünyanın üç günlük olduğu tabi. Sonra  hayatta ne istediğini tam olarak netleştirmesi ve rotasını ona çevirmesi gerektiği... Yaradana bi miktar güvenmesi gerektiği velhasıl. V. s. Ama o dinleyemiyor beni.  İki nedeni var belki de.  İlki nefes almaya zorlanırken dinleme yetisini kaybedişi  belki. İkincisi ise,  ben de kocasının durumu iyi olup çalışmayan bir kadınım onun cephesinde. Konuşmamın pek değeri yok yani kısaca. Oysa tüm rahmet onca zahmet sonrası zuhur eder ve her konfor zorlu kararların bebişidir. Ama hayatımdaki zorlu dönemlerime şahit olmadığı için hakkımda derin önyargılar taşımakta. Ah gidi ah...  
   Ona anlatamadım ya şuraya iliştireyim dedim: 
Ne yaparsanız yapın yarın ölecekmiş gibi sevgi ve huzurla yaşayın. Az yiyin az giyin az harcayın ama huzurla yaşayın.  
Sevgiler herkese!