mutluluk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
mutluluk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

18 Şubat 2020 Salı

Anne kızçesi

    Bu günlerde atmosferim bu kızçeyle dopdolu. Blogcanlar bu diziyi izlediklerini ve çok beğendiklerini yazıp duruyorlardı. Adı : "Anne with an E"  Zaten gündemime almıştım. Dün sevgili Ruşyenacım' da da görünce dur ya dedim,erteleyip durmayayım da başlayayım şunu izlemeye. Ah iyi ki de demişim. Buraya bi kalp koydum farzedin.

   Çocukluğuma gittim, kendimi buldum, 40 lı yaşlarıma geldim halen daha çirkin ördek yavrusu gibi hissedişlerimin kökenini çözdüm. Suyun kaldırma kuvvetini bulan zat gibi "Buldum buldumm!" diye bağırasım geldi hatta.
   Böyle doğmuşuz demek bazılarımız. Başkalarının saçma gördüğü basit şeylerle mutlu oluyoruz. Hayal gücünü başkalarına oranla daha fazla kullanıyoruz. Haksızlığa karşın ağırbaşlı olamayıp az biraz tepkisel kaçıyoruz. Vesaire vesaire... Yapacak bir şey yok. Bu gibi özelliklerle doğmuşuz o yüzden topluma kolayca eklemlenemiyoruz. E mutluysak ne gam ? Kafamızın içindeki dünya bütün evrenden daha büyük değil mi sonuçta? O vakit şükür varlığımızın her bir detayına. Koyun hadi buraya da bi kalp. Yaradana şükran anlamında...

   Neyse çok bıdı bıdı da yapmasam iyi olacak. Çünkü açıp izlemeye başlarsanız eğer Anne kızçesi çok yapacak o bıdı bıdıyı nasıl olsa :) Ama iyi ki de yapıyor diyeceğiz ona da  ;)
İzleyin canlar, hepinize sevgiler. 

5 Ağustos 2019 Pazartesi

Buçuk kromozom fazlalı...

   Sanırsam bir Down sendromlu'dan yarım kromozom filan eksiğim. Sanki buçuk kromozom döndürmüş gibi beni down sendromlu olmaktan. Kendime ve çevremdeki yaşıtların davranışlarına baktığımda bu kanıya varıyorum. Yani şimdi öyle olsa bile bunu buraya niye yazdım?  E çünkü bloğumu az biraz günlük yazar gibi de kullanıyorum da ondan.  

14 Ocak 2019 Pazartesi

Neden "istiridye avcısı" ?

   Bir kardeşimiz sormuş. Aslında sık sık gelen bir soru olduğu için bloğumun ismini  bi cevaplayayım dedim bugün. 
   Şimdi şöyle : Hayat akıp giderken çevremizdeki ufak mutlulukların farkındalığı... muhabbetini bilirsiniz. Her yerde tesbih çekilir gibi anılır oldu. Ufak mutlulukları fark etmek, şükür halinde olmak, minimalist yaşam vesaire vesaire... Ama gelin görün ki  buna mukabil Avm'ler halen tıka basa dolu. Onların önünden geçerken gördüğümüz araba yığınlarını acınası buluyorum açıkçası. Yani tonlarca insanın vakit geçirmek için daha iyi alternatif bulamayıp  belli metrekareler içine hapsolması hadisesi... Herkes sade yaşamdan bahsediyor ama uygulamada böylesi yaşamı inşa için bile batılı satış mekanlarına akın eden bir zihniyet... Neyse, böylesi konularda çok sivriyim, az sesimi keseyim şimdilik. Şurda bloğu açalı iki gün olmuş. 
   İstiridye avcılığına gelirsek... Ben istiridye içindeki incileri (yani o ufak mutlulukları) tam da içinde yaşadığım atmosferde arayıp bulma derdindeyim sanırım. Hatta belki dertlerin içinde, kaousun içinde,tezatların gölgesinde... 
   Belli kesime fısıldamak istediğim bir şey var ; Mutluluk ve huzur  sadece İskandinav geleneklerine bağlı maskülen mobilyalar içine yerleştirilmiş mumlar  eşliğinde içilen kahvelerle inşa olmuyor. Mutluluk emek harcamak, vermek, rezil şeyler yaşayıp şerbet içtim demekle kısaca yaşadığın habitatın koşulları ne ile sınırlıysa onlara sabırla daha esaslı bir bünyeye kavuşuyor esasen. 
   İşte bunun içinde nişanı keskin bir avcılığa aday olmak gerek. Mutlu yaşamak  için ortam inşa etmek değil de tastamam neyi yaşıyorsam onun içinden zorla şükür  vesilesi söküp çıkarmak için gereken bir avcılık kısaca. Hayat yolculuğumu bu şekilde tasarladım son yıllarda. Bunlar tamamen benim düşüncelerim tabi. 
Blogcağızımın isim hikayesi de işte budur ;) 
Güzel haftalar olsun herkeslere :)

10 Ocak 2019 Perşembe

Uzaklar...

  Hep ısrarla isteyip durduğumuz şeylerin...  Hayalini kurduğumuz güzelliklerin. Başka mekânlarda hatta belki de çook uzaklarda sandığımız mutlulukların aslında burnumuzun dibinde ama azıcık saklanmış vaziyette olduğuna daha bir inanır oldum artık. Yani uzaklarda çok bir numara yok önemli olan tek şey gizli kapaklı kalmış yakınlar.
   Tek gereken az biraz sabır, vefa ve gerisini düşünmeyip atmosfere salıverme erdemi... Sonrası kendiliğinden geliyor. İleride belki bunu daha detaylı anlatırım. Şimdilik bu kadar :)