Yaş 40 a geldi dayandı söylemesi ayıp. Ama halen insan ilişkilerimde "samimiyet"konusuna feci takık vaziyetteyim.İstiyorum ki ben nasıl şeffafsam karşımdaki de öyle olsun her daim.(Olacak ! O kedi buraya gelecek ! ayarında bi inat :)) Bu konuda en ufak bir menfi duruş ya da suistimal görmeyeyim. Anında bitiyor o ilişki. Yani benim için bir ilişki devam edecekse herkes taşın altına benim kadar rahat koymalı elini. Eşim kişisiyle de çok konuşuyoruz. Diyor ki adam : "Yav mübarek! Kabul et artık bu dünya bu kadar ! İnsanlar bu kadar ! Herkesi kendi samimiyet kriterlerine göre değerlendirip, olmadı iki gün sonra da ipini çekme! Yapma bak çiçeeem ! Kendine de yazık ediyorsun etrafındakilere de..." Dibine kadar haklı. (Tabi o an hemencik kabul ediyormuş gibi görünmüyorum da.) Ama gelin görün ki bu konuda kendimde bi güncelleme yapmak mümkün olmuyor.
Samimiyeti o kadar kutsadım ki artık, yeni tanıştığım kişilerde ilk cümleleri bile fazlasıyla önemser oldum. Acaba genel geçer kalıpları mı kullanıyor, kendinden orjinallik katıyor mu ? Bunlara bakar oldum. Sanki ilk görüşmede anında orta oyunu yapacaklar sana Bilge ! ( Adımı söylemiş miydim? Evet bu avcı kişisinin ismi Bilge )
Neyse çok da uzatmayayım. Yağmurlu bir İzmir sabahı yazılan bu yazının kamuya hizmet eden kısmı şudur ki : Siz böyle olmayın ey sevgili ahali ! Bazılarını da samimiyetsiz kabul ediverin. Ne demiş tasavvuf büyüklerinden İbrahim en- Nehai (rh.a) : "Kardeşin bir günah işlediği zaman hemen ilişkini kesip onu terk etme. O bugün bir kusur işler yarın onu terk eder." Günah konusunda bile cevaz varken samimiyet mevzusundan fırtına koparmak da ne ola ? Dimi... Yani dostlar eksikleriyle de kabul edilebilmeli esasen. Hadi bana da sağlam bi dua ediverin şimdi. 40 lı yaşlarda bu konuda ilahi bi güncelleme gelsin şu bünyeye.Geç olsun güç olmasın :)
Huzurlu günler olsun hepiciğimize ;)