Bugün Mevlid kandili. Sevgili peygamberin doğum yıldönümü.
Bugün hapşırarak kalktım yataktan. Baktım bedene gribal haller nüfuz etmiş. Tamam dedim ben hastayım. Yatağı toplamadım. Amaan sonra yaparım diyerekten mutfağa yöneldim. Kahvaltı yapmak da istemedi canım. Bir kaç bardak çay ve iki kurabiye oldu kahvaltım. Bişeyler okuma isteğim var mı içimde ? Yok... Hastayım ben. Grip olmuşum grip. Üzerinize afiyet...
Ee ne yapayım ? Salona geçeyim, tv karşısına, Trt2 beni biraz oyalar nasılsa. Bir yazarı konuk etmiş söyleşi programına bir piyanist. Çok güzel bir soru soruyor konuğuna : İnce bir kalbi nasıl korumalı ? Cevap veriyor yazar : Kırıla kırıla... Yani diyerek anlatmaya devam ediyor. Yani yıllar içinde öğreniyorsunuz ki tek kalp sizinki değil ve siz her şeyin merkezinde değilsiniz.
Düşünmeye başlıyorum. Böyle bakabilmek ne denli bir gayreti gerektirir kimbilir. Sonra aklıma geliyor. Sen olmasan dünyayı yaratmazdım denilen arşa adı yazılı sevgiliyi (s.a.v). Biricik olduğu halde kendini hiç de öyle görmeyişini. Sonra aklıma başka şeyler de geliyor. Onun gayreti,onun gücü, kuvveti, feraseti... Kendime bakıyorum sonra. Hastalığı ne de güzel kabullenivermişim, gayretsiz,isteksiz... Senkronize misin rehberle ? diye soruyorum kendime... Trt2 bi şekilde bana günün önemini hatırlatıyor şükür.Yatağımı topluyorum önce. Güçlendirecek vitaminli bir şeyler de yemeli... Elime uğraşacak bir şeyler alıyorum sonra. Grip mi? O da ne ?
Güzel kandiller olsun canlar. Her an sevgili rehberle bir olmaya yürekten devam...
Fotoğraf, Restore edilmiş bir Osmanlı hamamından... / Manisa
