31 Ocak 2019 Perşembe

Hangisini tercih edersin temalı mim



    Selimhan kardeş bir mim pas etmiş. Soruları hazırlayan ReHiTu blogcanıymış. Yeme içme odaklı gibi geldi azıcık. Erkekler niye yeme olayına bu kadar takılı abicim ben bilmem ki. Neysem her ikisine de teşekkür edip söylenmeden cevaplara geçeyim  hanım hanımcık. 


Hangisini tercih edersin? Uçabilme yeteneğinin olmasını mı yoksa su altında da nefes alabilmeyi mi? Neden?Tabiki uçabilme şeysi olsun isterdim. Kuşlar tadını çıkarıyo bu dünyanın valla, ben size söyleyeyim ;)Hangisini tercih edersin? Sonsuza dek etrafının kitaplarla çevrili olmasını mı yoksa evcil hayvanlarla mı?Neden ?  Kitaplarla... Hayalgücüm bir sürü evcil hayvanı da etrafa yığdırır nasıl olsa. Ama kitap demek başka başka hayalgüçleri demek. O sebep daha kıymetli. Hangisini tercih edersin ? Büyük ellere sahip olmayı mı büyük ayaklara sahip olmayı mı ? Neden ? Ay hiç düşünmemiştim bugüne kadar.  Yani sırf bunu cevaplamak için bir şeyler yazmış olmayayım. Her şey tastamam  işlevsel yaratılmış bence :)Hangisini tercih edersin? Geriye kalan hayatının tamamında çay içmeyi mi yoksa kahve içmeyi mi? Neden?Şu sıralar çaycıyım. Bi sıralar kaheciydim. Bu konuda gelgitlerim var :)
Hangisini tercih edersin ? Pilav üstü kuru mu yoksa köfte patates mi ?Neden ?Pilav üstü kuru diyeyim, besin değeri itibariyle. Hangisini tercih edersin ? Sınırsız döner mi ? Yoksa sınırsız kokoreç mi?Kokoreç hastasıyım. Napiim gerçek bu :)Hangisini tercih edersin ? Ölüm saatini bilmeyi mi , yoksa nasıl öleceğini bilmeyi mi ? (Ölüm tarihini ve ölüm şeklini değiştiremiyorsun) Neden ?Ölüm tarihini bilmeyi genelde kimse istemez ama ben ölüm şeklinden ziyade tarihi bilmek isterdim sanırım. En azından ne kadar vaktim kaldığını bilir ona göre motive olurdum ahirete hazırlık konusunda. Ama ölüm şeklini bilsen napıcan ? Bi faydası yok gibi. Hangisini tercih edersin 500 yıl gelecekte yaşamayı mı yoksa 500 yıl geçmişte yaşamayı mı ? Neden ? Tabiki geçmişte. Her şey daha basitmiş o dönem. Anadolu'nun mis gibi bi kasabasında tatliş tatliş yaşar giderdim. İkramlar sunum çılgınlığına kurban edilmemiş selfi şeysi henüz moda olmamış filan. Ooo mis gibi işte. Sade ve anmalı hayatlar... Hangisini tercih edersin? Her yıl yenilenen tek seferlik uluslararası bir uçuş bileti mi yoksa yurt içine geçerli sınırsız uçak bileti mi ? Neden ? Yurt içi o kadar çok yer var ki gezilecek... Zamanı daha çok geziyle daha  verimli kullanmak adına ikinci seçenek daha cazip. Hangisini tercih edersin daha çok dinlemeyi mi daha çok konuşmayı mı ?Neden ? Kesinlikle daha çok dinlemeyi... Dinlemek demek konuşmak için malzeme biriktirmek demek. O sebep zenginlik demek aslında. Ama çok başarılı değiliz toplum olarak bu konuda. Ben çalışıyorum ama bu alanda. Biraz yol kat ettim gibi. Yani inşaallah :) 
Ben bu mimi isteyen herkese göndereyim. Çünkü zaten benim olası gönderebileceğim kişileri Selimhan kardeş yazmış :) İleriki günlerde ben de bir mim hazırlayacağım içimden geldi :))Bu arada fotoğraf önceki yazdan sanırsam, muazzam gün batımına hayranlık temalı adet üzere  :))Herkeslere selamlar sevgiler blogcanlar. Bugünkü bloğuma ayrılan vakit bu kadar ;)Şimdi gün başlasın !  ;) 

30 Ocak 2019 Çarşamba

Bugünlük böyle

Şu yağmurlu nefis İzmir Çarşambası...  *Bloğuma şakır şakır yazılar döktürebilirdim. 
*Kitabımı elime alıp ruhun derinliklerine yolculuk edebilirdim. 
*İstediğim bir filmi izleyip sinema listemden bir elemanı daha elemiş olabilirdim. 
*Evde yapılacak işlerden birini daha halledip  evcilleşmiş hatun  profiline az daha yaklaşabilirdim. 
*Yazmayı düşündüğüm şeyin taslağına çalışabilirdim. 
*Araştırılacak şeylere bakınıp notlar alabilridim.  
Ama ben ne yapıyorum?  
Genç çıtır yeğenim kişisi misafirimle "Uzay yolculuğu" filmini izleyip,  onun okul hayatına dair yaşadıklarını dinliyorum. Neden?   
Çünkü gençlerin gönlüne girmek önemli ;)  
Yani bu yazının size kattığı şey şu olabilir: Yiyeceğini paylaşmak nasıl kutsalsa bazen vaktini paylaşmak da öyle...  
Huzurlu günler olsun canlar,  yarın size döktürürüm artıkın bol bol.  Bugünlük böyle  ;)  


29 Ocak 2019 Salı

Ayşe Sevim

   Bonesi yamur yumur gözüken bu bayan yazarın adı Ayşe Sevim. Şimdi siz diyeceksiniz ki "Aaa kadının bonesine laf etti !" Yoo valla onun yazılarında  kendisiyle geçtiği dalgalara siz şahit olsanız benim yazdığım şeye çoktan  gülüp geçeceğini  bilirdiniz. 
Bana birileri   "Hey Bilge Bilge ! Söylesene yeryüzünde yaşayan ve  bi asansörün içine  24 saat tıkılıp kalmak isteyebileceğin tek insanoğlu kimdir bu dünyada?!" diye sorsalar  kesinlikle onun adını söylerim. Neyse böyle de absürt soru olmaz da... Yani "Sessiz bir köşede saatlerce oturup sohbet etmeyi istediğim bir insan kendisi" diyerekten az önceki uçuk hayali sileyim akıllardan. 
   Onu instagramda tanıdım. İyiki de tanımışım. O günümüzün çoğu  yazarlarının tam aksine, yazarlığı "Temizliğe kendi kapısının önünden başlamak" boyutunda icra eden özel bir sanatçı. Bir çok kitabı var. Çocuklar için de birbirinden zihin açıcı kitapları mevcut. Ayrıca şiirleri... Ahh nefis... Bir de "net yazı" isminde onlıne bir yazarlık atölyesi var. Hem de çok tatliş bir anne bence :) Açın bakın kitaplarına çalışmalarına hangi birini yazayım, google amca diye bir şey var dimi ama. Hem hepsini buraya yığdırırsam sıkılırsınız. Kısaca on parmağı on marifet ama yine de kendini yerden yere vurur durur her seferinde. Bu yüzden beni avladı ya işte. Toplumu öteleyen sanatçı kibri yerine kendi nefsiyle savaşlarını anlatan modern bi Donkişot !  
   Aaa bu arada instagram şeysinde bi kere olsun yazdığım yorumlara cevap vermişliği yok, hain.Gerçi kimseye pek cevap vermiyor. Eminim veremiyordur. Ama yine de günün birinde tanışırsam ( ki inşaallah) mutlaka bununla ilgili iki çift laf yiyecek benden kaçarı yok. 

Şiirilerinden bi kuple ile veda edeyim ve herkeslere güzel Salılar dileyeyim canlar  ;) 

"yorgunluktan yaratılmış bütün kızlar
kat kat kestirip kuaförde kabuslarını
ay ışığından rujlar sürüyorlar
dünyanın jelatinini açmadan yaşlanıyor hepsi"

28 Ocak 2019 Pazartesi

Sorular sorular ;)

   Herkeslere "selamün aleyküm gençlik !" diyeyim canlar. "Ee çünkü blog yazan insan yüz yaşında olsa bile gençtir ve  genç kalmasını becermiştir!"  tespitimle de  destekleyeyim bu selamı. 
 Neysem... Sevde kardeşin miminde eşleştiğimiz "Mutluluk için" blogcanımız bir kaç soru göndermiş. Kendisine teşekkür edip en kısa zamanda benim sorularımı da cevaplamak üzere hazır olsun mesajını da iliştireyim.  O soruların cevabıyla başlayalım yeni haftaya. Neler mi sormuş ? Altta... 

1) İnsanlarda en sevdiğiniz/sevmediğiniz kişilik özelliği nedir ? 

   En sevdiğim özellikler : * Kalıpların dışında olanlar... Ama saçları maviye boyatmak filan değil kasteddiğim. (Yani boyayan da boyar o da ayrı)  Yaradanın gönderdiği kurallar çerçevesinde kalıpların dışına çıkmayı başarabilenler... Bu zordur çünkü. Bunu başaran insanlar da çok özeldir bana göre. O insanlara kolayca ısınırım. 
*Sonraa... Neden yaratıldığını düşünen, bunu dert edinen insanların da kendine özgü özellikleri vardır. Okumayı araştırmayı inancı gereğince  en doğru şekilde yaşamayı hedef edinirler. Tanırsın onları. Onlar da özeldir, severim. *Herkes dertlidir de... Derdini açık etmeyen, konuşmaya değmez bulan derviş gönüllüler var ya hani. Onları da pek severim. Alır baş köşeye koyarım nerede bulsam. 
Sevmediğim özellikler:  Yukarıda saydığım özelliklerin topunu taşımayan insanları pek özel bulmam. Sevmiyorum demeyeyim beaa. Yaratılmışı her türlü sevmek lazım Yaradan'dan ötürü demişler. Hem, ya Mevla'nın bildiği benim bilmediğim cillop bi güzelliği varsa ya o şahsın ? Yani seviyorum sevmiyorum ifadelerini değil de.... Senin için özel olmayabilir. Kendine çok yakın bulmayabilirsin gibi tanımlarla belki sınıflandırmak lazım. (Umarım haddini aşan bi cevap olmamıştır :)) 

2)Asla unutamayacağınız kitap ve film nedir ?
Kitap : "Uçurtma avcısı" olsun.  Film de "Lunch box" olsun. Değişir bunlar tabi zamanla. 

3)Dünyaya yeniden gelseniz ne olmak istersiniz ?
Aa öğretmen tabiki kesinlikle. Çok cann meslek bana göre. İsmimden ve bıdı bıdı konuşma üslubum dolayısıyla da sürekli "Bilge sen neden öğretmen  olmadın yaavv!" geyiğinde adı geçen meslektir :) Ama kader seni ev hatun kişisi ya da kedisi yapmıştır işte. Ya da ikisinin arası bir şey... Yapacak yoktur :)

4)En son dinlediğiniz ve çok sevdiğiniz bir şarkı önerisi ?

Dur onu direk atayım da dinleyelim ;) 



Herkese bol huzurlu bol faydalı aktiviteli bol neşeli aksiyonlu bi hafta olsun ! Selametler dilerim blogcanlarım!  ;) 

26 Ocak 2019 Cumartesi

Altın ve bakır

   Madem günlerden Cumartesi.  Madem az biraz boş vakit oluyor hafta sonu. Madem boş vakit olunca insanlar "Acaba film mi izlesek bea? " gibilerden arayışlar içine girebiliyor.  O zaman ailenizin blogcanı Bilge burdaa!!  
   Şu naif filmi izleyin derim. Filmin adı "Altın ve bakır". İran sinemasının seçmece elemanlarından. 2011 yapımı ve imdb si 8.4 diyeyim.  Ruhumda  bıraktığı o nefis lezzet halen taptaze. Yıllar oldu izleyeli halbuki. Sevgiyi, vefayı,  öğrenme aşkını,  kitapları... Daha güzel anlatan bir sinema yapımı gelmiş midir aceebaa?  Vaktiniz varsa hemencik cep telefonlarınızı kapatıp izlemeye başlayın. Yoksa uygun bi vakit için kaydınıza alın. 
Not: Hatun kişiler özellikle eşleriyle izlesin bence ;) Bekar hatunlar da nişanlanma aşamasında filan yapsınlar bunu.  Bu kıyağımı da  unutmazsınız umarım :)) 

   Nefis hafta sonları dilerim canlar. Rabbim her anınızı  sevgi, vefa ve muhabbetle doldurup taşırsın inşaallah!  
Selamlar olsun herkeslere ;)  

25 Ocak 2019 Cuma

Bizim aile

   Babam bizimle yaşıyor.  Annemi kaybettikten bir süre sonra başladı bizle yaşamaya. Baktım geçen gün  televizyonda bu filmi izliyor. Adı "Bizim aile " değil miydi bunun?  Evet öyle olması lazım. Neyse bunu izlerken kıkırdadığını farkedince 80 lik tatlişimin...  "Babacık halen bunları mı izliyosun yaaa! :))  diyemeden yapamadım. Deyiverdim çıktı gitti ağzımdan yani. Gidip yanağından bi öpücük aldım. "Annen çok severdi" dedi.  O an yalnız bırakmak istemedim.  Yanına iliştim,  izlemeye başladım ben de. Sizi temin ederim sadece 5 saniye geçmişti ki...  Hüngür hüngür ağlamaya başlamışım.  Yanımda ukelaa bi genç olsaydı da şöyle deseydi : Bilgecik halen bunlara mı ağlıyon sen yeaa? :))  
Babam gibi sabırlı olabilemezdim herhalde ;)  

   Demek ki neymiş: Büyüklerimizin tercihlerini çok da kurcalamıcakmışız.  Ve de büyük büyük konuşmucakmışız. Az konuşup ciks olcakmışız. 
   Yorguuun bi gün sonu yine dilimizi katlederek  yazdıklarımı okuduğunuz için sağolunuz canlar. Akşama bi kamyon misafirim geliyor. Orta düzey bi Türk hatunu performansı sergilersem ne güzel olur. Hadi inşaallah :)  Az enerji toplayayım diye uzanınca blogcuğumu da ihmal etmeyeyim dedim ;) O gün çektiğim bu fotoyu paylaşıvereyim dedim :)  
Sevgiler selamlar herkeslere ;)   

24 Ocak 2019 Perşembe

Pakize ile yağmur seyri



                                            
   Salon penceremin baş köşesinde ufak bir cumhuriyet kuran yaprak güzeli ile yağmuru izliyoruz bu sabah. Adı Pakize.  Diyorum ki; 
-Yağmur ne güzel dimi Pakize ?" 
-Güzel diyor. Ama yağmur altında kalmış çatısızları da düşünmek lazım.
 Haklısın diyorum az mahcup. 
Sessizlik...



 Biraz gülümseyip devam ediyorum sonra:
-Şimdi sobası çıtır çıtır yanan evlerde ekmekler kızarıyordur belki o sobaların üstünde. Ah o kokuyu hayal ediyor musun Pakize ?  
-Yaa diyor. O sobanın yakacağını kolaylıkla bulmuşlardır umarım. Evet inşaallah diyorum. 
Az daha sessizlik... 


   -Belki diyorum, belki pencere kenarında elinde sıcak çayıyla kitabını okuyan huzurlu insanlar vardır şimdi. Yağmurda kitap okumanın keyfi de bir başkadır ama! derken yüzüme yayılan geniş bir gülümseme... Pakize'nin söze başlamasıyla tuz buz oluyor o gülümseme. 
- Şu ev kuşu asosyalleri mi diyosun sen ? Aynı sen gibi işte. İnsan içine karışmayın da okuyun okuyun kadı olcanız bi yerlere ! 
-Aaa Pakize bi yürü git yaa!!  deyip kalkıyorum yanından. Söylene söylene mutfağa  çay suyu koymaya gidiyorum. Bitkiyle konuşulur mu be?! 
Günaydın olsun canlar ! Yağmurun şükrünü hakkıyla yapalım duasıyla günaydınlar herkeslere :)