iyi haftalar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
iyi haftalar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

21 Ekim 2019 Pazartesi

Sen de başla...


Ah sevgisiz kalmış kalpler...  
   
   Dün gece bir dostum anlatmaya başladı. Anlatırken dili yetmiyordu da... gözleriyle de boşaltmak ister gibiydi içindeki dertleri. Ruhuna ağırlık veren yükleri... İki saniyeden fazla bakamıyordum gözlerine onu dinlerken. O kadar çok şey yığılıyordu ki ortalığa. Hangi birini toparlamalıyım düşüncesi kafamda. Yılları anlattı, taşıdığı ağırlıkları, içine sinip kalan hüzünleri, kıyıda köşede unutup gittiği ufak sevinçleri bile... Bir tek "vefa" kalmamıştı içinde. Aradı taradı ama bulamadı. Yaşlandıklarında  eşine göstereceği gram miktarı vefası kalmamıştı. Buna tek sebep, anlattığına göre  hiç sevgi görmemişti. 

   Dün öğleden sonrası başka bir yaşlı teyze ve eşi ile çay içiyorduk. Zono hastalığına yakalanmış zavallı teyzecik. Geçmiş olsun ziyaretimizde konu konuyu açtı ve  sohbet "mizaçlara" kaydı. Yaşlı amca kenetledi ellerini kucağında. "Ben takmam bi çok şeyi" diyerek arkasına yaslandı. Yaşlı teyzenin dudaklarında acı bir gülümseme belirdi. Daha önceleri çok anlatmıştı eşinin duyarsızlığını, bencilliğini ve sevgisizliğini.İşte dedi. "Birilerinin rahatlığı, birilerini Zono yapıyor böyle." 

   Bir kaç gün önce aldım başka bir dostumun haberini. Kilometrelerce öteden... Sonunda boşanmışlar. İki yalnız insan düşmüştü şimdi kalabalıkların içine. Hep istiyordu kocası zaten. Kadın ise hep klasiklerdendi. Kadın çalışkan, kadın düşünceli, kadın kocasının adını dilinden düşürmeyen... Ama terk eden erkek. Gerekçe ise  manidar : " Aşık olmak istiyorum." Yine bir sevgi yoksunluğu ve arayış. 

   Hayat akıp gidiyor. Günler geceler birbiri ardınca takipte. Her şeyin hızla ilerlemesi her şeyin doğru ve tam gittiği anlamına gelmiyor. Planlar yapıyoruz. Güzel eşlerle evleniyoruz ya da yakışıklı beylerle...  Evler alıyoruz, arabalar, şu yazlık, bu arsa... Vakit ilerliyor. Bazı şeyler artıyor, bazıları eskiyor, bazıları yıpranıyor ama bazı şeylerin varlığı ile hiç alakadar değiliz. Sorgulamayı unutuyoruz. Hep stoktan kullanıyor ama o stoğa ekleme yapmayı akıl edemiyoruz. Sevgiler... Zamanla tükeniyor farkında mıyız ? Yanımızda sandıklarımız bi bakıyoruz ki çook uzaklarda aslında. Sebep ? Sebep : Sevgi bitmiş. 

   Muhasebeyi sağlam yapalım o vakit... Sevgi stoğunu hunharca kullanmak yerine onun artmasına gayret edelim. Her ne ise onu çoğaltan... Bazen olmadık bir zamanda sarılma, bazen olmadık zamanda dert sorma, bazen en gerilimli halde gülmeye başlama, bazen olmadık zamanda olmadık şekilde rutinlerin dışına çıkma... Her ne çoğaltıyorsa... Azaltmayalım da arttıralım sevgileri. Eşe, dosta, komşuya, her muhatap olduğuna... Yorulmadan sevgi aşıla ! Her kalbin biricik yaratılmış olduğunu unutma ve etrafını sevgisiz bırakma. Herkes böyle düşünürse sevgisiz kalp kalmaz dünyada.
Hadi, sen de başla.  
Sevgiler canlar... 

21 Ocak 2019 Pazartesi

Bir kumaşçı dükkanında...

   Hafta sonu eşim kişisiyle dışarıya çıktığımızda bi ara kumaş dükkanlarından birine girdim. Ben ilgilendiğim kumaşa bakınırken önümde üç kadın hem kumaşlara dokunup hem sohbet ediyorlardı.Biri genç ikisi daha yaşlıcaydı. Aralarındaki en genç olan, daha yaşlı olanlardan birine dedi ki : "Ay yanındaki arkadaşın  ..... abla da ne kadar eli sıkı. Deminden beri dokunuyor kumaşlara ama bi tanesini bile alamadı. Hep de gidip gidip en ucuzlara dokunuyo valla. " Yani yaşlı olanlardan birine diğerini çekiştiriyordu bu genç hanım. Cimrilikle itham edilen teyze gülümsedi. Çok kibar bir dille şöyle dedi : "Hanım kızım, ben dikişten pek anlamıyorum. Kumaşları ziyan ederim diye korkuyorum." Genç hanımın bu yersiz ithamına karşı sabredip, saldırgan bir dil kullanmamayı tercih etmişti.  
   Gezinmeye devam ediyoruz. Ne ben aradığım kumaşı bulabiliyorum ne onlar... Ama ben nereye bakıyorsam yanımda onlar ve muhabbetlerine mecburen kulak misafiriyim. Sonra dayanamadı genç olan. Tekrar bir çıkış yaptı : "Bak bak yine en ucuzlarına bakıyor. Ah teyze ah ! " Çiğ çiğ güldü ardından.Üstelik sesi o kadar yükseldi ki tüm mağaza onları dinlemek zorunda sanki. Cimrilikle itham edilen teyze yine nazikçe ve kısık sesle bir şeyler söylemekle yetindi. O an benim de içime, öfkeyle genç olana parlayıp sesini alçaltmasını söylemek hissiyatı geldi mi ? E geldi. Ama  mağdur teyzeyi rol model aldım. Oradan nazikçe tam da uzaklaşıyordum ki...   Dayanamadı diğeri. "Kızım sen bana baksana bana! Sen ona cimri diyorsun ama o öyle biri değil.  Şu kulağımdaki altın küpeleri görüyor musun? (Kocaman altın küpelerine gitti eli) Bana bu küpeleri bu  arkadaşım hediye etti. Sırf hatıra kalsın diye hem de.Hiç bir şey göründüğü gibi değildir." Bir sessizlik...Allı morlu oldu genç olanın yüzü. Sustu. Nihayet susabilmişti.
   Aradığım kumaşı bulamadığım için elim boş çıkıyordum dükkandan. Ama kalbim bi dolu dersle yüklenmişti. Hunharca savunmalar yerine nazikçe cevaplar verebilme becerisi, tüm göstergelere rağmen önyargısız kalabilme erdemi, lafını bilmezlerle yola çıkmanın meşakkati,gereksiz konuşmaların insanı düşürdüğü durumlar.  Hepsi de ayrı ayrı ders başlıkları oldu o gün için. Güzel bir alışveriş olmuştu aslında. Bir kaç dakikaya karşın bi dolu ders...
  Ve pazartesi bloğum için de güzel bir konu... İnşaallah bu dersler kalbimizde atıl vaziyette kalmaz da hayatlarımıza en güzel şekilde akseder. Aksetsin diye yaşanıyor esasen. Hiç bir şey sebepsiz değil ki. Neden o gün o hatunlarla aynı kumaş dükkanına yolum düşmüştü ki ? 

Misss haftalar olsun blogcanlarım :) Bugün yepyeni bir haftanın Pazartesisi ;)